Kampanya hakkında görüşlerinizi
paylaşmak için tıklayınız.
Toplam
45
yorum paylaşılmıştır.
Gelen
Yorumların Tam Listesi
zeynep aydınlıoglu | 12.07.2008 22:14:14
| Antalya
|
herzaman tek yüregiz doslarım. kadırılan gençlerimizi o zülümden kurtalarım . geri cahıl bırakılan gençlerimize yardımcı olalım. yanmaza almya çalsalım. beyni yıkanms geçlerimizi kurtaralım.sevgiler.
siteme bu sayfanın lınkını atıyorum. yolumz acık olsun.
f
ayşe ağaoğlu | 16.06.2008 17:07:13
| İstanbul
|
SAYIN NACİ KAPLAN BUGÜN ÖĞRENDİMKİ ÇOK SEVGİLİ VE SAYGIDEĞER ÖĞRETMENİMİZ SN.ORHAN ÇEKİÇ'İ FETTULLAHÇI İLAN ETMİŞSİNİZ .GÖSTERDİĞİNİZ SEBEP HEM İÇLER ACISI HEMDE YANILTICI.ONLARIN İSTEDİĞİ BİZLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRMEK.NE YAZIKKİ SİZLERDE ONLARIN TUZAGINA DÜŞMÜŞ BULUNUYORSUNUZ.BU ANLAMDA ADINIZA ÇOK ÜZÜLÜYORUM.AMA ŞUNU BİLİNİZKİ DİL UZATTIĞINIZ SAYIN ÖĞRETMENİMİZİ SENELERDİR DİNLİYOR VE EĞİTİM HAYATIMIZDA BİZLERE ÖĞRETİLMEYENLERİ KENDİLERİNDEN ÖĞRENİYORUM.SADE BİR VATANDAŞ OLARAK HERZAMAN BAŞ TACI YAPACAGIM SN.ORHAN ÇEKİÇ TEN ALINACAK ÇOK DERSİNİZ OLDUĞU KANAATİNDEYİM.SİZİ ESEFLE KINIYORUM.
f
NACI KAPTAN | 25.03.2008 15:37:49
| Ankara
|
AYDIN OLMANIN CEZASI VE 2008 'den,1919'a NACI KAPTAN
25.03.2008
Hapishanelerde mahkum olmak ulke aydinlarinin yazgisidir ...
Onlarin kabahatleri ,
halki somuren , totoliter rejimlere bas kaldirmaktir.
Onlarin kabahatleri , kurulan duzenin tekerine "comak sokuyor" olmalaridir.
Halka , aydinligi tasiyarak , uyandiriyor olmalaridir.
Emperyalizme karsi durarak ulusal bilinci diriltiyor olmalaridir.
Eger gercek aydinsan,
halin dumandir ,
Yanmissindir !
Ellerine,ayaklarina prangalar vurulur.
tabutluk denilen ufacik yerlerde kistirilirsin...
ya askiya alinirlar,
ya tuzlu su kullanilarak dovulurler ...
Munasip bir yerlerine cop sokulur,
Munasip bir yerlerine elektrik verilir.
Karilari , kizlari getirilerek , tecavuzle tehdit edilirler..
gercek AYDIN olmak zor istir ,
***
"Beni büyük arabaya aldýlar, gözümü baðladýlar; ellerime kelepçe taktýlar; arabanýn arka tarafýnda yere yatýrdýlar; üstüme de bir battaniye örttüler. Devir teslim yapýlmýþtý. Þoför gaza bastý. Gidiyoruz."
"Gözlerim baðlý olduðundan arabadan inerken zorluk çektim... Önce birkaç basamak çýktýk, sonra içerde merdivenleri týrmandýk, ardýndan bir koridor geçtik. Bir odaya aldýlar. Gözlerimi açtýlar. Protokol uygulanmaya baþlandý... Berber makineyi vurdu saçlarýma; sýfýr numara gidiyor... Týraþ bitti. 'Yataða yat!' Yattýk. 'Uzat ellerini, ayaklarýný!' Bir de zincire vurdular."
Ilhan Selcuk - Ziverbey Köþkü kitabýndan
Aydin olmak cok zordur,
Yasi SEKSENI gecmis olsa da , gecenin en karanlik zamaninda tutuklanirlar.
Ellerine,ayaklarina prangalar vurulur.
Munasip yerlerine elektrik verilir ....
Kenar ,koselerde olan masum gorunuslu,
Agacli bahcelerdeki kosklere goturulurler.
Tarih , aydinlarin trajedilerini boyle yazar !...
gazeteci Yalçýn BAYER 23.03.2008 tarihinde Hurriyet'te yazdigi
"Milli ve vicdani ses" baslikli yazisinda AYDIN olmanin acisini soyle anlatiyor ;
"HÜSEYÝN Cahit Yalçýn, Serveti Fünun dönemi yazarlarýndan politikacý ve gazeteci... Döneminin ünlü bir ismi. Meþrutiyet'in ilanýndan (1908) sonra Tanin Gazetesi'ni çýkardý, Ýstanbul milletvekili iken Ýngilizler tarafýndan Malta Adasý'na sürgün edildi; daha sonra Çorum'a gönderildi.
1957'de ölümüne kadar Ulus ve Yeni Ulus'ta (Eski Baþbakan Nihat Erim'in)
gazetelerinin baþyazarlýðýnda bulundu.
Her zaman 'sert kalemiyle' yazdýðý polemik ve eleþtirileriyle gündem oluþturdu.
Ýttihat ve Terakki'yi de eleþtirdi, Demokrat Parti'yi de...
Anlatacaðýmýz siyaset anýsý; 2 Mayýs 1954'te, yani DP'nin % 54.6 oyla ikinci
kez iktidar olmasýndan hemen sonraya rastlýyor.
Hüseyin Cahit Yalçýn 80 yaþýnda...
DP'nin uygulamalarýna karþý 'Yeni Ulus'ta aðýr eleþtiriler yapýyor. Ýktidar bunalýyor.
Ýstanbul Baþsavcýsý'nýn emri üzerine Baþbakan Menderes, Dýþiþleri Bakaný Fuat Köprülü ve Devlet Bakaný Celal Yardýmcý'yla ilgili yazýlarýna yönelik 'neþriyat suçu'ndan dava açýlýyor. Ýlgili yazýlarda Yardýmcý'nýn Aðrý'da dini siyasete alet eden konuþmalar yaptýðýný; Köprülü'nün Mýsýr Sefiri Hulusi Fuat Tugay'a karþý önyargýlý davranarak kendisini rencide ettiðini yazýyor. Bunlar iddianamede yer alan konular.
60 YILLIK YAZAR
1954 Eylül'ünde 'hükümetin manevi þahsiyetini tahkir'den 26 ay, 20 gün hapse mahkûm oluyor Ýstanbul'da... Yalçýn savunmalarýnda, "Gazetecilik göreviyle hükümeti ikaz ediyorum. Baþkalarýna hakaret ettiðim varit deðildir. Onlar (DP) bizim partimizin baþkanýna uluorta hücum isnatlarda bulunmuþtur. Ben sadece bunlara cevap verdim ve Baþbakan'ýn bu hadiseler karþýsýndaki durumuna iþaret ettim. 60 yýldan beri yazý yazan, kalemi elinden düþürmeyen bir insaným. Yazýlarýmdaki hakaret unsurunun ne þekilde teþekkül edeceðini çok iyi bilirim. Bu yazýlarýmýn hepsi de memleketini seven bir insanýn milli ve vicdani sesidir."
H.Cahit Yalçýn'ýn yargýlanmasý, siyasetin gündemine oturuyor; DP ve CHP
iliþkileri iyice geriliyor.
Karardan sonra savcýnýn emri üzerine hemen cezaevine yollanýyor. Evine gelenlere, çamaþýrlarýný ve kitaplarýný alarak "Hay hay cezaevine gidelim" diyor. Aralýk ayýnda
CHP Genel Baþkaný Ýsmet Ýnönü, Üsküdar Cezaevi'nde Yalçýn'ý ziyaret ediyor.
Daha sonra Genel Sekreter Kasým Gülek'in baþkanlýðýndaki heyetin Yalçýn'ý ziyareti sýrasýnda 'nümayiþ' yapan CHP'lileri, atlý polisler daðýtýyor. Meclis Baþkan Yardýmcýsý Sýrrý Atalay'ýn karþý caddeye geçme isteði dahi polis tarafýnda engelleniyor.
1955 yýlýna girilirken Cumhurbaþkaný Celal Bayar, Hüseyin Cahit Yalçýn'ý saðlýk durumundan ötürü affediyor.
CUMHURÝYET'ten Ali Sirmen köþesinde yazýyor:
12 Mart 1971 döneminde, Ýlhan Selçuk, Ziverbey Köþkü'nde iþkence altýnda alýnmýþ ifadesinin Selimiye'deki askeri mahkemede olduðu gibi zapta geçirilmesini istiyor. Daha sonra, yazýlý olan bu ifadesinin okunmasýný istiyor. Selçuk, "Þimdi lütfen her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harflerini alt alta okutur musunuz?" diyor. Duruþma yargýcý bu talebi yerine getiriyor.
Her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harfleri alt alta okunduðunda ortaya þu ifadeler çýkýyordu:
- Ýþkence altýndayým.
- Zincire vuruluyorum.
- Ölüm tehdidi var.
- Bu yazý zorla yazdýr...
- Ýþkence, zulüm var
- Ölüm var.
- Baský altýndayým.
Türk dilinin ustasý, iþkence altýndayken akrostiþ yapmýþtý.
Ýlhan Selçuk, birkaç ay sonra 'Madanoðlu Davasý' olarak bilinen davadan,
'Mahkemenin tam bir vicdani hukuki kanaatiyle ve oybirliðiyle' beraat edecekti.
Hayat devam ediyor."
***
Turkiye yavas yavas hem din hem de polis Devletine donusmektedir.
Turkiye , kuresel aga'larin istedikleri gibi yeniden sekillendirilmeye calisiliyor.
Kuresel agalar , uluslararasi anlasmalarla , dayatmis olduklari somuru duzenini
saglama aliyor.
Al Gulum ver Gulum oynaniyor.
Va olan guc , tarikatci , cemaatci dedelerinin intikamlarini
Laik Cumhuriyet rejiminden aliyorlar.
Senelerdir Ataturk'e sütre gerisinden atis yapanlar,
artik daha cesaretli.
Agizlarina geleni soyluyorlar !
Egitim ve bilim aydinligini kaybetti.
cemaatci,tarikatci din ogretmenleri Egitim bakanligina egemen oldular,
Ýl-ilce egitim mudurlukleri artik onlarin.
Turkiye hizla karanliga donusturuluyor...
Sakallý CELAL der ki ;
'Kalkýn ey ehl-i vatan' dediler
Hep ayaða kalktýk
Bir de baktýk yerimize oturmuþlar
Biz ayakta kaldýk.
..........................................
Simdi gelin de Inglizler'in ýstanbul'u isgalinde , Ulusal direnc gosterecek
Milli birlik ve dayanismayi uyandiracak , emperyalizme karsi halk birlik ve direnisini
orgutleyecek olan , 1900'larin aydinlarinin nasil ve neden tutuklandigini ,
tutuklananlarin gemilerle Ingiltere'nin kontrolunda olan Malta Adasina surgun
anilarini , gidenlerin kimliklerini hep birlikte okuyalim.
"Osmanlý 1.Dünya Savaþý yenilgisinden sonra imzalanan Mondros silah býrakýþmasý gereði Ýstanbul'u iþgal eden Ýngilizler, teslim olmaya karþý koymasý olasýlýðý bulunan Türkler'i toplayarak, egemen olduklarý Malta Adasý'na sürgüne yolladýlar. Mart 1919'dan sonra 1,5 yýl içinde Malta'ya, toplam 144 kiþi sürüldü.
Sürülenlerin bir bölümü, yazar ve gazeteci idi. Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Hüseyin Cahit (Yalçýn), Ebüzziyazade Velit, Ahmet Emin (Yalman) sürülenler arasýndaydý. Fethi (Okyar), yarbay Ali (Çetinkaya), Abdülhalik (Renda), Ali Ýhsan Paþa (Sabis) diðer sürgünler arasýndaydý,listede Mustafa Kemal de vardi "
Unutmayalim ki tarih en buyuk ogretmendir.
Bu gunun olaylarinin , gerekceleri ve sonuclari,
tarihin ogretici sayfalarinda saklidir.
f
Ya gizli anlaşma metni doğruys | 25.03.2008 15:31:03
| Ankara
|
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, “Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında yapılan operasyon ve işlemlerin, kamuoyu gündeminde yer alan diğer davalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını” bildirdi.
Bildirdi ama açıklamanın yapıldığı anda bayilerde olan gazetelerde, AKP’yi kapatma davası ile Ergenekon arasında bağlantı kuruluyordu.
Zaman gazetesinde derlenen Taraf ve Star gazetelerinin haberlerine göre iddianamenin Abdullah Gül ile ilgili bölümü Yargıçlar ve Savcılar Birliği tarafından hazırlanıp Doğu Perinçek’e verildi. İddiaya göre “Yarsav Başkanı Eminağaoğlu, AKP’nin kapatılmasına yönelik iddianame çalışmalarını, Ergenekon operasyonu kapsamında daha önce tutuklanan Ergün Poyraz, Jandarma İstihbarat eski Başkanı Levent Ersöz ve İP Avukatı Nusret Senem ile birlikte yürüttü.”
Star’ın haberine göre, İlhan Selçuk, AKP’ye yönelik kapatma davasını bizzat yönetti!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, işte bu haberleri yalanlıyor.
Peki bu haberler yalansa, söz konusu gazeteler, AKP’ye kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı yalan haberlerle baskı altına almaya çalışmış olmuyor mu?
Gerçi Star, Taraf ve Yeni Şafak hakkında yayın yasağına uymadıkları için soruşturma başlatıldığı da bildirildi ama bu kadar uydurma kamuoyuna pompalandıktan sonra ne kıymeti var?
* * *
İstanbul Barosu eski Başkanı Avukat Turgut Kazan ise İlhan Selçuk’un gece yarısı evinden gözaltına alınmasının, CMK’nın, ifadeye çağırma, zorla getirme / yakalama ve aramaya ilişkin 145, 146, 98, 116 ve 118. maddelerine aykırı olduğu, toplumda büyük korku ve dehşete yol açtığı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında soruşturma açılmasını istedi.
Kazan, Adalet Bakanı’na gönderdiği dilekçesinde “Soruşturmanın 8 aydır ucu açık tutulması ve toplumsal olaylara denk dalga operasyonlara başvurulması, bu yönüyle makul sürenin aşılması ve adil yargılanma hakkının yaralanması bir yana, 160/2. madde uyarınca şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğunu unutan ve temel kurallara aykırı davranan, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz hakkında, 2802 sayılı yasanın 82. maddesi uyarınca, soruşturma açılması gerektiğini düşünüyorum. Yasal güvencelerin (halen) geçerli olduğu inancını tekrar canlandırabilmenin ve yaratılan korkuyu dağıtabilmenin başka yolu kalmadığını belirtiyor, durumu takdirlerinize sunuyorum” dedi.
Daha önce de gazeteci Güler Kömürcü, gazeteci Vedat Yenerer, Avukat Kemal Kerinçsiz de aynı yöntemlerle evlerinden alınmıştı. İlhan Selçuk gözaltına alınmasaydı, onlara uygulanan gözaltı işleminin hukuka uygun olmadığı bizden başka kimsenin aklına bile gelmeyecekti.
* * *
Bu arada, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak ve devlete ait gizli belgeleri temin edip elinde bulundurmak” suçlarından tutuklandığı bildirildi.
Bu bilgi, kamuoyunu tatmin etmemiştir. Anılan gizli belgeler nedir? Her ikisi de Dışişleri Bakanı iken Powel-Gül arasındaki gizli anlaşma metni ise bu belgeyi Türkiye’de bilmeyen yoktur! İnternet vasıtasıyla yayılmıştır. Burada vahim olan bu belgeyi elinde bulundurmak değil, belgenin kendisidir. Şayet bu gizli anlaşma metni doğruysa, ne olacak?
Birçok defa yayınlanmış olan belgenin içeriği neredeyse Sevr ile aynı!
* * *
Bir de 30 yıla yakın gazetecilik tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki son yıllarda Aydınlık’ta ve Ulusal Kanal’da yayınlanan haberlerin hemen hemen tamamı açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin analizinden ibarettir. “Peki neden aynı analizleri başkası yapamıyor ve aynı bilgileri başkası yayınlamıyor” denilebilir. Bu bir birikim ve cesaret meselesidir! Sonuçta böyle tutuklanmak da var! Bu riskleri göze almak gerekiyor! Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Serhan Bolluk ve Adnan Akfırat’ın yaptığı iş analizden ibarettir.
Bu da suç değildir!
f
İşçi Partisi Genel Sekreteri A | 25.03.2008 15:29:34
| Ankara
|
• İşçi Partisi hakkında yalan makinesi hareket geçirilmiştir.
• Biz bu tertipleri daha önce de yaşadık. Tertipçiler mahkum edildiler.
• Tertip boşa çıkarılacak, sorumlular hesap verecektir.
İşçi Partisi Genel Sekreteri Av. Nusret Senem bugün (24 Mart 2008) İP İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyerek Ergenekon tertibinin, başta İşçi Partisi olmak üzere ulusal güçleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef aldığını belirtti. Senem şunları söyledi:
Genel Başkanımız Doğu Perinçek, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever, İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi gazeteci yazar Adnan Akfırat, Aydınlık Gazetesi Yayın Genel Yönetmeni Serhan Bolluk’un tutuklanması, Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ve İstanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu sağlık ve yaşlılık durumları gözetilip tutuksuz yargılanmalarına karar verilmesi ve kendilerinin yurtdışına çıkmalarının yasaklanmasıyla Ergenekon tertibi yeni bir boyut kazandı.
Tutuklanma gerekçeleri sözde Ergenekon örgütünün üyesi oldukları ve devlete ait gizli belgeleri bulundurdukları iddiasıdır.
Bu iddialar kesinlikle gerçek dışıdır. Bir tertibin ürünüdür. Bu tertiple hedef alınan başta İşçi Partisi olmak üzere ulusal güçler ve TSK’dır.
AKP kapatma davasının rövanşı alınmak istenmektedir.
Nitekim bugünkü (24.03.2008) Star ve Taraf gazetelerinde bu amaç açıkça ilan edilmektedir. Yalan makinesi harekete geçirilmiştir.
Taraf Gazetesinde “işçi Partisi Genel Merkezinde Başsavcı hazırladığı iddianamede Cumhurbaşkanı Gül ile ilgili suçlamanın kelimesi kelimesine aynı olduğu bir metin bulundu” deniliyor. “ AKP aleyhine Anayasa mahkemesinde açılan kapatma davasına ilişkin iddianamenin bir bölümünün çıktığı” iddia ediliyor.
Tertibin aracı olan Emniyet içindeki Fethullahçı Gladyonun servis ettiği bu haber tümüyle yalandır. Sözü edilen metin AKP İddianamesinin tarafımızdan aynen alıntılanmış ve operasyon sırasında baskıya giren Aydınlık Dergisi’nin son sayısında yayınlanmıştır. Metnin altında da “Ara başlıklar dışında tüm metin iddianameden aynen alınmıştır” açıklaması yer almaktadır.
Görüldüğü gibi tertibi düzenleyen ve daha sorgular başlamadan basına servis yapan Fethullahçı Gladyo’nun marifeti bu kadar ahmakçadır.
Yine bugünkü Taraf Gazetesinde ”Yargıtay’ı Vuracaklardı” manşeti altında İşçi Partisi’nde yapılan Ergenekon aramasında el konan CD’lerden birinde Yargıtay binasının ayrıntılı krokisi çıktı. Polis ve güvenlik görevlilerinin bulunduğu alanların da işaretlendiği krokinin suikast için hazırlanmış olabileceği kuşkusu uyandı” denilmiştir.
Star gazetesinde de yer verilen bu uydurma haberde kah “Ankara’daki Genel Merkez binasında”, kah “ İstanbul’da Adnan Akfırat’ın evinde ona ait belgelerin içinden çıktığı belirtilen böyle bir CD bulunmuş değildir. Yapılan aramalar tutanağa bağlanmıştır. Bu tutanaklarda böyle bir belge yoktur. Taraf gazetesinde yayınlanan ve 13 Mart 2008 günü 0312 425 99 76 numaralı fakstan
geçtiği üzerindeki numaralardan anlaşılan bu imzasız, uydurulmuş belge bize ait değildir. Telefon numarası da bize ait değildir. Tertipçi merkezler tarafından imal edildiği arama tutanaklarında yer almamasıyla da sabittir.
Bütün bu tertipler ve basına yapılan gerçeğe aykırı servislerin amacı bellidir :
Kapatılma tehdidi ile karşı karşıya bulunan ve meşruiyetini yitirdiği Yargıtay Başsavcılığı iddianamesiyle de saptanan AKP iktidarı telaş içindedir.
ABD ve AB’nin daha önce açıkladığımız talimatlarıyla Emniyet kuvvetleri ve yargı içinde yuvalandırdığı yasadışı güçlerini harekete geçirmiştir.
Bu tertibi önceden gördük. Partimize yönelik operasyondan 10 gün önce 11 Mart 2008 tarihinde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı’na başvurarak, Partimizi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bir suç örgütü göstermek hedefiyle yürütülen psikolojik harekata dikkat çekilmiş, İstanbul Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Zekeriya Öz’ün suç ve suçlu imal etme girişimi içinde olduğunu, görevini kötüye kullandığını belirtmiştik. Halen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce incelenmekte olan başvurumuzun hemen arkasından tertip başlatılmıştır.
Biz bu tür tertipleri daha önce de yaşadık. 30 Temmuz 1997 tarihinde Sami Demirkıran adlı bir PKK itirafçısı kullanılarak, Ankara DGM Başsavcılığı’na bir dilekçe ile başvuruldu ve Doğu Perinçek’in “PKK’nın ikinci gizli lideri” olduğu yalanı üretildi. Dayanak olarak da PKK mühürlerini taşıyan “Garzan Eyaleti Karargah Komutanlığı” ve “ERNK Mar. Bölge Temsilciliği” imzalı iki adet mektup ortaya çıkarıldı. Bu tertiple tutuklanan Doğu Perinçek bir süre tutuklu kaldıktan sonra Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde el yazılı bu iki mektubun tertipte kullanılan Sami Demirkıran tarafından yazıldığı ve mektuplar altındaki mühürlerin patatesle imal edilmiş sahte mühürler olduğu saptandı. Doğu Perinçek Haymana Cezaevi’nde 8 ay tutuklu kaldıktan sonra hakkında beraat kararı verilerek özür dilendi. Sahte belge düzenleyerek iftira ve hakarette bulunan Sami Demirkıran hakkında kamu davası açıldı. Sami Demirkıran, suçunu itiraf ederek söz konusu sahte belgeleri dönemin başbakanı Tansu Çiller’in genel başkanı olduğu DYP Genel Merkezi’nde düzenlediğini itiraf etti ve mahkum edildi.
İşte bugün yaşamak da olduğumuz da benzeri bir tertiptir. Daha da vahimi bu tertip İşçi Partisi ve diğer ulusal güçlerin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef almaktadır. Soruşturma sırasında yöneltilen sorular da bunu açıkça göstermektedir.
Doğu Perinçek ve İşçi Partisi’nin 40 yıllık geçmişi ABD’nin ülkemize yerleştirdiği Kontrgerilla’yla, Susurluk çeteleriyle, gladyo yapılanmalarıyla mücadele; bunların cinayet ve provokasyonlarını açığa çıkardığı örneklerle doludur.
Emperyalizmin, Ermeni soykırımı yalanına karşı mücadelenin bayrağı olan ve milletin “Lozan Kahramanı” olarak adlandırdığı Doğu Perinçek ve İşçi Partisi’nin diğer önderlerini İsviçre, Fransa, Almanya mahkemeleri tutuklayamamış, ama ABD ve AKP’nin dayatmasıyla Türkiye’de tutuklanabilmişlerdir.
Bu, tehlikenin boyutlarını göstermektedir. Milletimizle birlikte bu tertip boşa çıkarılacak, sorumlular hesap verecektir.
f
DOĞU PERİNÇEK ve İŞÇİ PARTİSİ’ | 25.03.2008 15:27:57
| Antalya
|
DOĞU PERİNÇEK ve İŞÇİ PARTİSİ’Nİ SELAMLIYORUM Cumhur UTKU
İşçi Partisi son altı yıldır hep hedeftedir. İşçi Partisi, iktidarın öncelikle yok etmek istediği bir partidir. Aldığı 0,53 oy birileri tarafından çok önemsenmektedir. Yayın organları, inançlı kadroları ve vatansever devrimci tavırlarıyla, parlamentodaki muhalefet partilerinden daha güçlü muhalefet yapmakta ve başta iktidar partisi olmak üzere iş takipçilerine, fırsatçılara, tarikat ve mafya bağlantısıyla siyaset yapanlara rahatsızlık vermektedir.
Parti Genel Merkezi ve İstanbul İl Merkezi, geçtiğimiz Cuma günü 14 saat aranmış ve tutanağı yirmi sayfa olan doküman ve malzeme kalemi toplanıp götürülmüştür. Arama yapan görevliler aramaları esnasında o kadar çok belge ve bilgiyle karşılaşmışlardır ki, çoğu zaman amirlerine danışmak zorunda kalmışlardır.
İşçi Partili yöneticiler okur-yazardır. Okur-yazar kişilerin bürolarında arama yapanlar işi uzatırlar. Arama yapan sorumlu polisler, görev bilgilerini fırsattan istifade arttırmak isterler. Böylece de bir tutanak yirmi sayfa olur… İşçi Partililerin, Aydınlık çalışanlarının ve Ulusal Kanal emekçilerinin bilgisayarlarındaki hard diskleri siyasal, sosyal ve ekonomik bilgilerle ve tarihi belgelerle doludur. Onların bilgisayarlarında iş takibi adresleri, borsa takip programları ve ihale takvimleri yoktur.
Gidin arayın İşçi Partisi Antalya İl Başkanlığının bürosunu örneğin, orada da aynıdır. Erzurum’daki büro öyledir, Diyarbakır’daki öyle, Bursa’daki, Kastamonu’daki öyle… Aramayı falan bırakır, kendinizi alamaz, oturur kütüphanesindeki Atatürk’ün Bütün Eserleri’ni okumaya kalkarsınız. Oraları Kemalizm okullarıdır.
Ama burası Türkiye’dir! Burada Amerika’nın ağababaları Ankara’da altı saatliğine ağırlanmadan önce, yurtseverler gözaltına alınıp yaranmak istenir Amerika’ya… Çünkü Amerika merkezli sömürgecilik önce Anadolu topraklarını üs tutmak ister. Bunu söylediğinde de “Ne alaka?” der bazı arkadaşlar. Hala on altıncı yüzyılda mısın diye de küçümseyiverirler. Sonra da o güzelim arkadaşlar, savcıları düşünmeye, polis şeflerini düşünmeye, Sabancı’nın ve Aydın Doğan’ın kızlarını düşünmeye başlarlar… “Ha anladım!” dediklerinde ise birileri memleketin ırzına geçmiştir bile… Bunları demeye, isteklerinizi ve olması gerekenleri sıralamaya başladığınızda da adamla dalga geçer “Aramıza uzaydan hoş geldin, ağabey!” deyiverirler.
Kemalizm’i anlamayan kafalar, siyaseti her şeye karşı çıkma ve devleti yönetmeyi şirket yönetmek ve sırat köprüsünde cambazlık yapmak zannedenler, zannetmeye devam ededursunlar, halk denen güç, bu işlerin böyle olmadığını anlamış durumdadır.
Halk Akepe’yi nasıl bir anda getirdiyse, bir anda türkü çağırarak götürebilme gücüne de sahiptir. Bunu, bu dünyayı yönetmek için dünyaya gelmiş Dik Çeyni’ler de bilmektedir.
Düşmanın kim olduğunu ve ele geçirmek istediği hedefin ne olduğunu millete anlatan vatanseverler, millet zihninde mafyalaştırmak istenmektedir. Milli Demokratik Devrimin duyulmakta olan ayak seslerini duyurmamak için uydurulan Ergenekon efsanesi ile at izini it izine karıştırmak isteyenler, haindirler ve sırası gelip yargılanacaklardır. Yargılanmadan önce de akıl sağlıklarının yerinde olup olmadıklarına dair doktor raporuna da gerek duyulmayacaktır.
Eğer Türkiye’de yaşayanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimine “Milli Demokratik Devrim” diyemezse… Eğer bütün çalışanlar, örgütlenemezse… Ve eğer Türkiye’deki politikacı ve devlet adamları, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının manevi huzurlarında mensup oldukları milletin tarihi gerçeklerini selamlamazlarsa, bu Anadolu dörtgeni daha çok nevruzlar, daha çok ayaklanmalar, daha çok yolsuzluklar ve daha çok yoksulluklar görecek demektir…
Önce ekmekler bozulacak sonra da renkler kirlenecektir. Bu kâinatın düzeni ve öncelikleri böyledir. Bozulma ve kirlenme başlamıştır. Kaçınılmaz! Önce beyaza birincilik verecekler sonra buğday başakları boyunlarını doğuya eğip selamlayacaktır insanlığı… Yani önce emek, sonra sermayedir dünya. Ve dünya malı dünyada kalmaktadır hep… Önce milli devlet, sonra milli eğitim ve daha sonra da tek bayrak diyenler akıllı ve duru vatanseverdir, kaydedile…
Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal Televizyonundaki dostlarıma geçmiş olsun diyorum. Dürüst, idealist ve cesur gazeteciler, Sayın Ferit İlsever’i, Sayın Dr. Serhan Bolluk’u, Sayın Adnan Akfırat’ı ve öncü, cesur Genel Başkan Sayın Doğu Perinçek’i selamlıyorum.
Övünülecek yiğit başkanları ve fedai kadroları olduğu için vatansever, cesur, özverili ve milli demokratik devrimci bütün İşçi Partililere saygılarımı sunuyor, “Ya İstiklal, ya Ölüm! Tam bağımsız Türkiye!” diye tekrar bağırıyorum.
Cumhur UTKU
f
Kirli eller operasyonu Rıza Ze | 25.03.2008 15:26:05
| İstanbul
|
Tayyip Erdoğan, bir şiirden hapse mahkum edildi.
Şiddetle karşı çıktım: Osmanlı'da bile böyle iş yoktur. Bir şiiri nakledene ceza verilmez; yapılanlar yanlıştır.
Köşem, şahidimdir...
Necmeddin Erbakan hapse mahkum edildi.
Sayın Erbakan'ın hatalı olduğu ortada idi.
Lakin yaşı 70'i geçmişti.
Bu insanın da hapse konulmasının vicdanımızı rahatsız edeceğini yazdım.
AKP'den mücahit Bülent Arınç da öyle bağırıyordu.
Doğrusu yapıldı; sorun; ev hapsi gibi bir formülle atlatıldı.
Peki; iki ayrı basın kuruluşunun yöneticileri (İlhan Selçuk: Cumhuriyet; Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Serhan Bolluk: Ulusal Kanal ve Aydınılk Dergisi) teröristler gibi gözaltına alınınca, Erdoğan için ağıt yakanlar ne yaptı?
'Az bile... Daha fazlasını içeri tıkın!' diye bağırdılar.
Bir siyasi partinin lideri (İşçi Partisi: Doğu Perinçek) PKK'lılara yapılmayan bir şiddetle içeri atılınca şu demokratlar ne yaptılar?
'Az bile!' diye savcıya, polise arka çıktılar.
Gazeteci görüntülü çeteciler; ihaleci değil cumhuriyetçi olan aydınlara komplo kurdular; kurmaya devam ediyorlar.
SINAVDA KALDILAR
Bunlar 2. Cumhuriyetçiler...
Bunlar tarikatçiler...
El ele vermiş; iktidarın diktatörleşmesine gerekçe yazıyorlar.
Bunlar; iktidarın kılıcını salladılar.
Amerika'ya temenna eylediler.
İsrail'e de işmar ettiler.
Polisten bilgi sızdırdılar. SS (Nazi) Subayı bu ruhlu adamlar; o bilgileri gazeteci kıyafeti adı altında yaydılar.
Aydın görüntüsüyle iktidarın paralı askeri oldular.
Vurdular...
Kime?
Vicdan sahiplerine ve sapına kadar dürüs insanlara...
SİZİ GİDİ İMTİYAZCILAR
Başbakan haykırıyor:
Öfkem bizden imtiyaz isteyenlere.
Öyle mi?
İlhan Selçuk Başbakan'dan hangi imtiyazı istedi?
'Cumhuriyet Gazetesi'ne Galatasaray'a yaptığın gibi bir stadyum inşa ettir!' mi dedi?...
Doğu Perinçek, Sayın Başbakan'a, 'Bizim oğlana da seninkininki gibi bir gemi ayarlayalım!' dedi de de ona mı kızdı Tayyip Bey?
Ulusal Kanal'ın yönetmeni Ferit İlsever tarikatçilerin işgal ettiği Çamlıca'dan ikiz villa mı istedi? Serhan Bolluk hangi imtiyazın peşindeydi? Kemal Alemdaroğlu ihale mi kovalıyordu?
Bunları bilelim; biz de kızalım onlara...
Bu insanlar; Türkiye'nin en dürüst şahsiyetleri... Hazine'yi tırtıklamamışlar; ihalelerle devleti soymamışlar; gizli özelleştirme yapıp komisyon almamışlar. Tek dertleri var: Dürüstlük ve yurtseverlik...
Sayın Başbakan; bu insanlara karşı yapılan sindirme harekatını 'Temiz Eller Operasyonu' diye satıyor.
İtalya'daki Temiz Eller Operasyonu; yurtseverlere ve dürüst aydınlara karşı değil; çıkar ilişkisiyle Mafyalaşmış siyasetçilere ve işadamlarına karşı yapıldı.
Haydi; Savcı Zekeriya Öz mafyalaşmış siyasetçilere karşı böyle bir harekat başlatsın; biz de alkışlayalım.
ÇETİN ALTAN
Türkiye için mücadele vermiş bir isim o...
Çağdaş, akılcı bir kafa yapısıyla cumhuriyet kazanımlarını daha ileri götürmeye çabalamış.
Sonra yorulmuş; kenara çekilmiş...
Rüzgar sesleri ile viski şırıltısından köşeler oluşturmuş.
İki oğlunu da yetiştirip ortalığa salmış: Ahmet ile Mehmet...
Şimdi bu iki oğul Altan'lar...
Ellerinde kılıçları...
Geçmişler tarikat şıhının yanına...
Ölümüne mücadele veriyorlar.
Amerika'daki Coni...
Çifte tabancalı...
Tabancanın birisi Ahmet; birisi Mehmet...
İki isim de Peygamberin ismi...
Lakin paranın peygamberi şimdi Ahmed'i ve Mehmed'i teslim almış.
Amerika'yı dünya gemisinin kaptanı ilan etmiş.
Kuran hükmünü çiğnemiş.
Kim korkar öbür dünyadan.
Arkanda Amerika var ise...
Takarsın çifte tabancanı: Ahmet-Mehmet...
Yılmaz Güney gibi atarsın da atarsın.
Kurşunların hiç bitmez.
Elinde sandık sandık cephane var: İnsan hakları, demokrasi...
Amerikan uşaklığını gizlemek öyle kolay kı...
Dünyanın en şanssız insanı
bence Çetin Altan...
Ustam affet beni...
Yazılarından ben çok şey öğrendim de...
Oğullar genellikle reddediyorlar babalarını...
f
Kemal Alemdaroğlu'nun | 25.03.2008 15:24:17
| İstanbul
|
'ERGENEKON SOYTARILIĞININ NE OLDUĞUNU HERKES GÖRECEK'
Adliye önünde habercilerin sorularını yanıtlayan Kemal Alemdaroğlu, Ergenekon soytarılığının ne olduğunu yakında herkesin göreceğini ifade ederek," Gerçekten üzgünüm. Bu üç gün çok üzücüdür. Bizim gibi Anayasaya, yasalara saygılı, demokrasi hayranı kişilere yakıştırılan bu suçlama, aslında hepinizin taktir edeceği nedenlerle yapılmıştır. Yargıya, saygılıyız. Emniyet güçlerinin 3 günlük bizi ağırlamasından teşekkür ederiz. Onlarda bizi gayet güzel ağırladılar. İnanıyorum ki Türk toplumu bu Ergenekon soytarısının ne olduğunu, en kısa zamanda ortaya çıkmasını ve birilerinin, iktidar sahiplerinin Ergenekon üzerinden bir takım mesajlar iletmesini ve çalışmalar yapmasını önleyecektir. Ben Türk toplumunun gücüne, özverisine, sağduyusuna inanıyorum ve yargıda bunu en güzel şekilde gösterecektir"dedi.
Basın açıklamasını mahkeme kararını açıklamadan önce hazırladığını belirten Alemdaroğlu'nun Avukatı Metin Çetinbaş ise Türkiye'nin çok zor ve sıkıntılı bir dönemden geçtiğini ifade ederek,"Yargı bağımsızlığı zedelenmeye çalışılmaktadır. Herkesi hukuk devleti kurallarına uymaya davet ediyoruz. Başta Başbakan ve Bakanlar olmak üzere, şüpheliler aleyhine ard arda açıklamalar yapılmakta, yargı etki altına alınmaya çalışılmaktadır.Anaasal suç işlenmektedir. Görevli adli makamların şüpheliler hakkında yasal gereği yapacağına inanıyorum. Birbiriyle hiç ilgisi olmayan iki farklı adli olay karıştırılmaya,kamuoyu yanıltılmaya çalışılmaktadır. Görev ve ünvanı ne olursa olsun kimsenin Türk adaletini etkileyemeyeceğini son kararlar verildiğinde göreceğimize inanıyorum. Türk adalet sistemine yargıç ve savcılarına güveniyoruz"dedi.
Kemal Alemdaroğlu'nun Adliye'den çıkışı sırasında toplanan bir grup ise slogan atarak destek verdi. Alemdaroğlu çıktığı sırada kapıda kendisini bekleyenlerle kucaklaştı.
f
Hatice Peköz | 23.11.2007 22:29:51
| Hatay
|
Makale ………PİYON........
Neden sağcısıyla, solcusuyla tam bir birleşme ve bütünleşme içinde olamıyoruz? Biliyoruz ki, her zaman birlikten kuvvet doğar...
Niçin ihraç edinilmiş olan, batılının yozlaşmış kavramlar içinde bir birimize düşüyoruz? Neden bu kirli, siyasi oyunlarına geliyor, aklını kaybetmiş bir toplum gibi, neden dış güçlerin piyonu oluyoruz? Niçin hiç kimse, yaklaşmakta olan tehlikelerin farkında değil?
Yeniçağ, Avrasya, Ulusal Skaytük vb. Kanallarını ve bazı programlarını izlerken, genelde toplumun görsel olarak tercümanlığını yapmalarını takdirle karşılıyoruz! Nihayetinde mütahareke basının karşısında yalnızca; üç-beş TV kanalı…
Başımızdaki karabasanın adı; AB-AB’dir. Onların bize karşı olan, bitmez tükenmez türlü isteklerle, dayatmalarını sürüp gidiyor yüzyıllardır. Ya da bizleri yönetip yönlendirme oyunları...
Çoğu gençlerimiz birçok şeyin farkında. Ondandır birçok insanımız yazınsal olarak hedefe varış öykülerini yazarken, vatanına, bayrağına sahip çıkması umut verici… Kimi de, cesurca, bu oyunun bir parçası olan bazı siyasilere ekranlardan haykırıyorlar…
O bir avuç cesur insanımız da olmasa… Yoksa kendi iç çekişmelerimizin ve iç bölünmelerimizle, batıya karşı sosyal siyasal yönden bazı yenilgilerle karşı karşıya kalabiliriz. Ya bir bütün olunmalı milletçe, ya da o batılı emperyalistlerle birileri gelir, bizleri yönetmeye, hatta Anayasamızı değiştirmeye bile kalkışamaya çalışırlar.
Zaman içerisinde, o batılı bizim siyasilerin kişiliklerini analiz edip yakından tanıdıkça, onların popilizimci, teslimiyetçi ve medyatik yönlerini keşfetmiş olmalılar. Belki de bundandır daima zafiyet gösteren ve etkinsiz olan politikaların zaafından yararlanarak, bazen en büyük devletleri kendi içlerinde bölerek, işgale kalkışmışlardır.
Dolaysıyla zafiyet gösteren ve tam bir teslimiyet içinde olan bizim politikacıları da, bir piyon olarak kullandıkları açık....
Batılı bu yolla, bizzat kendileri seçtirip atadığı piyon politikacı çok var dünyada. Böyle olunca halkları da bir piyon olarak kullanma cüretini gösterebilirler.
Piyon Anayasa hazırlayıcıları; Türkiye Cumhuriyetine karşı AB-ABD iş birlikçisi olan birkaç adamdan ibaret hepsi bu kadar…
Fakat o adamların tasarlayıp yazdığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa gerçek taslağı olduğunu sanmasın hiç kimse… O yasa hazırlayıcıları, sadece bir piyon!
Bu yasa taslağı, Amerika’da yazılmış Türkiye’yi işgal ve iğfal etme isteğiyle hazırlanmıştır. İçeriği Türkiye cumhuriyetine karşı, olan dışarıda ve içerideki işbirlikçilerle bir antlaşmadan ve yasadan ibaret…
H. Peköz
f
Bahtiyar SOYLU | 14.10.2007 14:25:44
| İzmir
|
TÜRK HALKININ BENİMSEDİĞİ İSLAM DİNİ ÜZERİNDEN SİYASET YAPARAK HALKIN DİNİNİ İSTİSMAR EDEN,CUMHURİYET VE ATATÜRK İLKELERİNE SOĞUK BAKAN,İLK FIRSATTA ILIMLI İSLAM REJİMİNİ GETİRMEK İSTEYEN,YALANI DOLANI İLKE EDİNEN,CUMHURİYETİN KAZANIMLARINI ACIMADAN PAZARLAYAN,BORÇLARI KATLAYAN,ÖZELLEŞTİRİYORUM DEYİP PEŞKEŞ ÇEKEN,YÖNETİCİLERİNİN ÇOĞUNUN SABIKASI OLAN,DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRACAĞIM DEYİP HİÇ ORALI OLMAYAN,İSLAM DİNİNDENMİŞ GİBİ GÖZÜKÜP,MÜSLÜMAN KOMŞUMUZ IRAK IN REJİMİNİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN,OLUŞAN EGEMEN GÜÇLERİN ÇANAKCISI OLAN,TESKERE ÇIKMADI DİYE KENDİNİ YIRTAN,BÖLÜCÜ BAŞINA SAYIN DİYEN,ŞEHİTLERİMİZE KELLE DİYEN,BARZANİ VE TALABANİYLE ÇOK İYİ ANLAŞAN AMA CUMHURBAŞKANIMIZLA ORDUMUZLA ANLAŞAMAYAN,ÇİFTCİMİZİN ANASINA HAKARET EDEN,YÜZDE 2.5 ZAMLA MEMURUNU İŞÇİSİNİ DÜŞÜNEN,AÇ İNSANLARIMIZA İŞ BULMAK YERİNE SADAKA NİYETİYLE KÖMÜR ODUN YİYECEK VEREREK OY İSTİSMARI YAPAN,T.C KURUCUSUNA ÖNDERİNE HAKARET EDEN İNSANLARA PARTİSİNDE YER VERİP VE ATAMIZIN KURDUĞU CUMHURİYET REJİMİNİ DEĞİŞTİRECEK ZİHNİYETE,UZLAŞMAZ TUTUMA,TÜRKİYE HALKINA YAKIŞMAYAN MODELLERE,DAYATMALARA,SEGİLENEN TUTUMA,HALKIMIZ
GEREKEN CEVABI MUTLAKA VERMELİDİR,VERECEKTİR.
SAYGILARIMLA
BAHTİYAR SOYLU
EMEKLİ MEMUR-İZMİR