Kampanya hakkında görüşlerinizi
paylaşmak için tıklayınız.
Toplam
70
yorum paylaşılmıştır.
Gelen
Yorumların Tam Listesi
emre kurt | 31/12/2008 3:07:51 PM
| Kocaeli
|
Yalan yanlis adam kandiranlar bilmiyorlarki o kandirdiklari kisilerin kanlarinda bogulacaklar.1914 te kukla olarak kullanilan ermenstan bugun hala israrla kukla oluyor...sonu kötü ama bir gerçek var türk milleti ilelbet yasayacak...bizleri kandiramazlar ...bizleri bozguna ugratamazlar..bizleri parçalayamazlar...bizlerin topraklarinin üzerine düsen kanlarin haklarini veremezler...abd ve ab nin kuklasi olmaya ve ab nin i.i. olamaya devam edenler göreceklerki kendi kazdiklari kuyuya düsecekler ama is isten geçecek uyan türkiyem uyan....
f
NAZMI YAZICI | 23/12/2008 12:56:41 PM
| Istanbul
|
ZALIMLERIN ZÜLMÜ BITMETIKCE BENIM ÖÇ ALMA DUYGUM BITMEZ !!!
BU BÖYLE BILINE
f
Riza Zelyut | 19/12/2008 6:20:26 AM
| 0
|
Ermeni terörü yayiliyor Riza Zelyut
19.12.2008
Türk milletini Ermeni soykirimcisi gösterenlere; olaylarin baslamasini ve sürmesini iyi izlemelerini öneriyorum.
Osmanli Devleti; Ermenilere en uygun hayat ortami yaratmis olmasina karsin; Ingiliz, Rus, Fransiz kiskirtmalari ile Osmanli sinirlari içindeki Ermeniler terör eylemlerine basladilar. Bu eylemler basta Istanbul olmak üzere Vilayet-i Sitte denilen bölgelerde yayginlastirildi. Mamüratülaziz (Bugünkü Elazig), Diyarbakir, Erzurum, Sivas, Van ve Bitlis, 'Alti Vilayet' adi altinda Ermeni devletinin hayali topraklari ilan edilmisti. Buralarda 1890’dan baslayarak Ermeni isyanlari patlamaya basladi. Plana göre; Ermeniler isyan çikaracak, büyük devletler de gelip, Vilayeti Sitte’de bir Ermeni devleti kuracaklardi. 1890 Erzurum ve Kumkapi, 1894 Birinci Sasun (Bugün Siirt’in Sason ilçesi) isyanlarini çikardilar. 29 Eylül 1895'ten baslayarak arka arkaya isyanlar çikti. Sirasiyla, Sivas Divrigi, Babiali, Trabzon, Egin (Elaziz), Kayseri Develi, Izmit Mutasarrifligi Akhisar, Erzincan (Erzurum), Zeytun, Bitlis, Gümüshane (Trabzon), Bayburt (Erzurum), Maras (Halep), Urfa (Halep), Erzurum, Diyarbekir, Siverek (Diyarbekir), Malatya (Elaziz), Harput (Elaziz), Arapkir (Elaziz), Sivas, Merzifon (Sivas), Antep (Halep), Maras (Halep), Mus (Bitlis), Kayseri (Ankara), Yozgat (Ankara) isyanlari yasandi. 24 Ekim 1895-28 Ocak 1896 Zeytun ayaklanmasi 20 bin Türk'ün ölümüne yol açti.14-24 Haziran 1896’da da Van ayaklanmasi yasandi.
Bunun üzerine padisah Abdülhamit Dogu'daki asiret reislerinden Hamidiye Alaylari denilen yerel milis kuvvetleri olusturttu. Kürtlerden olusan bu alaylar; Ermenilere karsi mücadeleye basladilar. Daha sonra serserilesen bu alaylar Alevileri, hatta, tarafsiz Kürtleri de katlettiler.
Lakin Ermeniler Istanbul'da isi iyice azitmislardi. 1895'te Babiali'ye yürümüsler; halkla çatismislardi. 1896'da Osmanli Bankasi'na girip bombalamislar; Ermeni-Türk çatismasinda pekçok insan ölmüstü. 1905 yilinda padisah 2. Abdülhamit'e bombali saldiri düzenlemislerdi. 1909 yilinda Adana'da Ermeni-Türk çatismasi kanli olaylara yol açmisti.
Tam bu süreçte Osmanli Devleti Kuzey Afrika'dan atiliyor; Balkan Savaslari ile de düsman güçler Çatalca önlerine kadar geliyordu. Ermeniler; bunu firsat bilerek çeteler olusturup Türk nüfusa karsi terör olusturuyorlardi.
DEDELERIMDEN DINLEDIM
Buradan sunu da açiklamaliyim: 1915 baharinda Osmanli Devleti'nin Ermenileri Suriye'ye sürmesi; aslinda halk arasinda baslayan çete savaslarinin önünü almak amaciyla da düzenlendi. Dedelerim de ninelerim de ben çocukken ikide bir anlatmislardir. Niksar çevresindeki Ermenilerin çeteler kurup kadinlari daga kaldirdiklari, onlari soyup kizgin sacin üzerinde oynattiklari gibi hikayeler bugün de kulaklarimdadir. Unutulmasin ki bu Ermeni zulmü yüzünden halk kültüründe 'Ermeni misin!' sözü ile zalim insan anlatilir olmustur. Yine su bir gerçek ki bu Ermeni çetelere Ermeni halkinin çogunlugu katilmamistir.
Elbette hemen karsi çeteler kurulmustur. Niksar'da Fatlili Ali Çavus'un çevresinde toplanan silahsorlar; pekçok Ermeni'yi katletmislerdir. Bunlarin içinde; babamin amcasi olan Lilog Hüseyin de bulunuyormus. Onun bu süreçte bol bol altin ele geçirdigi de anlatiliyordu. Lakin; 1939 depreminde iki oglunu ve karisini yitirmesi de bu olaylara baglaniyordu.
Anamin babasi ise onbasi olarak Ermeni sürgününde yer almisti. O da sürgün sirasinda birçok Ermeni'nin hastaliktan ve açliktan öldügünü anlatmistir. Bunlari anlatirken de hep yaziklanmistir. Yani milletimiz, bu olaylardan zevk almamis, üzüntü duymustur. Ayrica sürgünde görevli olan dedem; askerin asla Ermenileri öldürmedigini söylemistir.Ermenileri katledenlerden nefretle söz eden dedelerimin ve ninelerimin anlattigina göre; Ermenilere karsi devlet bir yok etme politikasi yürütmemistir.
Bölgedeki çatisma Ermeni çeteleri ile Türk çeteler arasinda meydana gelmis; 1. Dünya Savasi baslayinca, bu is daha tehlikeli bir hal almistir. Çünkü; Dogu'daki Ermeniler Rus ordulari ile isbirligi yapmislar, güç durumdaki Osmanli ordusunu arkadan vurmuslardir.
Bunun en açik örnegini 1915'te Van'da Ermeni isyaninda ve Ruslarin bu sehri isgal etmesinde görmekteyiz.
Ermeniler; aralarinda Birlesik Amerika'nin da bulundugu beyaz batili Hiristiyan sömürgeciler tarafindan kiskirtilmis; yetersiz güçleri ile bu emperyalistlere güvenerek Osmanli Devleti'ne savas açmislar ve bu savasta zayiata ugramislardir.
BELGELERI OKUYUN
Günümüzde birçok Batili tarihçi de Ermeni soykirimini kabul etmemektedir. Buradan Ermeni olaylarini tek yanli yorumlayarak Türk milletini suçlu görenlere bir belge daha aktarayim. Bu belge; daha 1850'lerde bile Ermeni yöneticilerin Türklerden son derece memnun olduklarini gösteriyor. Türk düsmanlari; açsinlar Karl Marx'in dilimize Dogu Sorunu olarak çevrilen eserindeki o makalesine bir bir baksinlar.
Kirim Savasi öncesinde Rusya'nin Türkiye'yi tehdit etmesi üzerine Ermeni Prensi Leo, Londra'dan Türkiye'deki Ermenilere söyle sesleniyor:
Sevgili kardeslerim, sadik yurttaslarim!.. Istedigimiz ve yürekten arzumuz, kaninizin son damlasina kadar ülkenizi (Osmanli Devleti) ve Sultan'i (O zamanki Osmanli Sultan'i Abdülmecit'i), Kuzey'in zalimine (Rusya'ya) karsi savunmanizdir.
Animsayin kardeslerim! Türkiye'de Rus kamçisi yoktur; burun deliklerinizi yirtmazlar; kadinlariniz gizlice ya da halkin gözleri önünde kamçilanmaz. Sultanin hükümranligi altinda insanlik vardir; buna karsilik Kuzey'in o zaliminin hükümranligi altinda ise sadece gaddarlik vardir. Bu nedenle kendinizi Tanrinin gösterdigi yola sokun ve ülkenizin özgürlügü ve simdiki hükümdariniz için kahramanca savasin. Engeller kurmak için evinizi yikin, silahiniz yoksa masa ve sandalyenizi parçalayin ve kendinizi onunla savunun. Zafer yolunda kilavunuz yüce Tanri olsun.'
Bu belge 1 Temmuz 1853 tarihli New York Daily Tribune Gazetesi'nde yayimlanmistir. Türk milletine o zamanki Ermeni yöneticilerin nasil saygi duyduklarini görüyorsunuz.
Imzaci beyler; milletinizi sevmeyebilirsiniz ama eger biraz insanliginiz kalmis ise bu soruna sömürgecilerin gözüyle degil de tarafsiz bir gözle bakin, yeter.
f
Sabahattin ÖNKIBAR | 19/12/2008 6:14:18 AM
| 0
|
Adi Bryan Ardouny.
ABD’deki Ermeni Asamblesi’nin (AAA) direktörü.
Türkiye’de baslatilan Ermenilerden özür kampanyasi için dün su açiklamayi yapti:
“-Bu özür süreci Türkiye’nin kaçinilmaz olarak soykirim geçmisiyle yüzlesmesi sonucunu ortaya çikaracaktir.”
Bu açiklamalar da gösteriyor ki baslatilan özür kampanyasi bir projedir ve hedefi de asamble baskaninin beyanlariyla ortadadir.
Peki ama Ermeni Asamblesi’nde adeta bayrama sebep olan bu kampanya için Türk devlet zirvesindeki fotograflar bühtan degil midir?
Basbakan’dan ana ve yavru muhalefete kadar pek çok genis çevre baslatilan densizlige hakli olarak feveran ederken Cumhurbaskani Abdullah Gül’ün takindigi tuhaf tutum neyin nesidir?
Imza kampanyasi baglaminda ne diyor Cumhurbaskanimiz?
- “Her görüsü tartismak devlet politikasidir.”
Bu beyanin içerigi ya da açilimi kampanyaya destektir.
Her görüsü tartismak devlet politikasidir demek bir bakima soykirimi tartisalimi kabullenmektir.
Peki olmayan bir seyi vara zorlamak nasil görüslerin tartisilmasi olabilir?
Bir ülkenin Basbakan’i, yani yürütme direksiyonunun basindaki isim “Suç islemedim ki özür dileyeyim. Türkiye’nin böyle bir sorunu yok” derken ayni seyleri Cumhurbaskani niye söylemez?
Hem o Cumhurbaskani degil midir simgesel olarak tarihi ile beraber devleti temsil eden?
Hal böyleyken Sayin Abdullah Gül’ün tarihçilerin bile asla var diyemedigi bir konuda bu biçimde esnek olmasi zihin bulandirici degil midir?
Bitmedi; benzer bir garabet Disisleri Bakanligi’nin tavridir.
Basbakan tavir aliyor ya da öyle bir görüntü veriyor ama ona bagli olan Disisleri Bakanligi tipki Abdullah Gül gibi esnek bir tutum aliyor ve her görüsün tartisilmasi noktasinda durarak imza olayina dolayli olarak yesil isik yakiyor.
Durun bir dakika!
Yahu bu Disisleri Bakanligi Basbakanliga bagli degil mi?
Öyleyse Basbakan ayri, Disisleri ayri nasil tavir alabilir?
Ne yani Basbakan bu bakanliga hâkim mi olamiyor!
Güldürmeyin beni!
Yeri geldi mi askere bile diklenen Tayyip bey Disisleri’nin monserlerine boyun mu eger?
O zaman ortaya çikan tablo sudur:
Türkiye’de bir oyun oynaniyor.
Bu senaryoya göre herkesin bir rolü var.
Buna göre is bölümü yapilmis!
Tayyip Erdogan Martta seçime girecegi için imza olayinda tepki koyup meydan okumak zorunda!
Öyle ya tersi olsa sandiga gömülecek.
Buna mukabil Cumhurbaskani ile Disisleri ise gerçek politikayi yürütüyorlar.
Seçim bitti mi Tayyip bey de realite deyip onlarla bütünlesecek!
Bunun anlami, Türkiye’nin yeni Ermenistan politikasini yürürlüge koydugudur.
Imza kampanyasi, bu politikalara zemin yaratmak için gündeme getirilen yapay bir hadisedir.
Gül’ün Erivan seferi aslinda bu degisimin ilk somut isaretidir!
Ermenilere taahhüdü olan Obama’nin gelisiyle bu süreç hizlandiriliyor.
Açilimi anladik da bunun sinirlari nereye kadar uzaniyor?
Tehlikeli bir süreçteyiz, aman dikkat!
ANLAMIYORUM...
Ülkücüleri CHP’ye muhtaç hale getiren adam!
Devlet Bahçeli’nin jargonunu anlamak için özel bir sözlük tasimak gerekiyor. Hatirlayin kapatilma davasi sürecinde AKP klonlansin demis ve ne dedigini anlamak için haftalarca kafa patlatmistik. Bahçeli birkaç gündür benzer muglak laflari ediyor. Bu aralar bir cenk ifadesine takildi ki sormayin. Dün de Baykal’la tartisalim diyecegine cenk edelim diyor. Birileri Devlet beyi uyarmali, bu anlasilmasi zor sözcüklerle dikkat çekemez. Dolayisiyla anlasilir konusmasi lazim. Gelelim Baykal’la cenge, pardon tartismasina! Sayin Bahçeli, ülkeyi CHP degil 6 yildir AKP tam bir zulümle yönetiyor. Dolayisiyla hedef alinmasi gereken adres AKP olmali. CHP’ye olan son takintin 2002’-deki erken seçim karari ve Gül’ü Çankaya’ya çikarma misali birilerinin sana verdigi yeni görev midir bilmiyorum, ama kazara böyle bir sey olsa bile o cenkte yerle bir olursun, zira cenk esnasinda baskalarinin yazdigi metinle konusamaz, pardon mizrak ile harp edemezsin! Sen kendi partinin TV’sine bile çikmaktan ve yazili metin olmaksizin konusmaktan bile ürkerken Baykal’in karsisinda nasil durabilirsin?.. Hem Baykal’in bu çarsaf açilimini bu kadar uzatmak ve saldiriyi sürdürmek niçindir? Baykal’in yaptigi Allaha küfür etmek degil ki!.. Yoksa, yoksa gizli bir anket yaptirdin da MHP oylari CHP’ye kaçiyor diye özel bir bilgi sahibi misin? Öyleyse ülkücüleri CHP’ye muhtaç hale getirdigin için yaziklar olsun sana!
DÖNÜS...
D(Y)P’nin 10 trilyonu ve Çiller sesleri!
Dün DYP’nin Genel Merkez ekibinden Süleyman Soylu’nun yakin arkadasi Hakki Yilmaz aradi. Hakki beye göre DYP seçim öncesinde parasiz. Iste Yilmaz’in söyledikleri: “Sayin Soylu’nun seçimde yüzde 5 hedef göstermesi onun Marttan sonra çekilecegini gösteriyor. Öyle, çünkü partinin kasasinda sadece 1 trilyon para var ki bununla koca bir seçim kampanyasini çikarmak mümkün degil. Süleyman bey genel baskan oldugunda 9 küsur trilyon banka hesabindaydi. Bir yillik faizi koyarsaniz 11 trilyon civari bir para yapiyor, ama bu paralarin tamami bir yil içinde genel baskanin Anadolu seferlerinde tükendi. Hayir hayir yolsuzluk yapildi demiyorum, para normal olarak harcandi ve bugün parti parasal olarak fevkalade zordadir. Dolayisiyla para biter, kampanya bile yapilamaz ve oylar çok düserse genel baskan istifa etmek zorunda kalir. Gidisat orayadir.” Peki Süleyman bey giderse yerine kim mi gelir? Iste size ayrintilarini birkaç gün sonra aktaracagamiz özel bir bilgi: Tansu Çiller’in Nisanda dönüsü için büyük bir hazirlik var.
HASSASLAR...
TSK ve MIT neyi bekliyor?
TSK ve MIT epey bir süredir saldiri altinda, ama bu iki kurum susmaya devam ediyor. Ergenekon ve PKK terörü baglaminda hedefe oturtulan TSK ile MIT adeta bir seyi bekliyormus gibi bir hava var. Kuskusuz beklenen elbette yargilama olayidir. Iki kurum da adalete gölge düsürmemek için olabildigince hassasiyet gösteriyor. Ancak buna karsin bazi merkezler israrla iki kurumu mindere çekmeye ugrasiyor. Dogrusu bize göre de TSK’nin bazi adimlari atmasi ve askeri savcilari harekete geçirmesi gerekiyor. Öyle, çünkü kendini koruyamayan bir kurum ülkeyi hiç koruyamaz. Keza MIT’de yasalari ihlal edenlerin üstüne gitmelidir. Bizim bu konudaki bakis açimiz devled-i ebed müddet bakisimizin geregidir. Kurumlarin içinde münferit yanlislar olabilir, lakin bu durum kurumu hedefe oturtmaya gerekçe yapilamaz. Maalesef epey bir süredir bazi çevreler TSK’yi katiller çetesi gibi sunmaya çalisiyor. Basbakan Erdogan bunu yapan Taraf gazetesini bir ölçüde sustururken baskalari o boslugu dolduruyor. Tam bu noktada bir parantez açip TSK ve MIT’in seçime kadar susmasi gerektigi ve AKP’ye yeni bir istismar kapisini açmamasi geregini de hatirlatiyoruz. Ama seçimden sonra bu ise bir çekidüzen verilmelidir.
Sabahattin ÖNKIBAR
f
Yigit Bulut -Hepayniyavsaklari | 19/12/2008 6:12:04 AM
| 0
|
Hepayniyavsaklariz.com
19.12.2008
Bugün benden “tezi-antitezi” olan agir bir yazi beklemeyin. Bugün “hafif” olma hakkimi kullanmak ve “hafifliklere” ayni güzellik içinde cevap vermek istiyorum. Peki bu yazdiklarim ile baslikta bahsettigim internet sitesinin adresi arasinda ne gibi bir baglanti var? Arz edeyim. Bildiginiz gibi 12 Eylül döneminde “havadan kaptiklari” elektrik sayesinde “Devlet ne yaptiysa hersey kötüdür” moduna girmis bir grup “arkadasimiza”, son dönemde “Soros abilerinin” yetistirdigi yeni bir gurup ve onlara da baska ülkelerde “semirtilip” buraya gönderilmis “aydinlar” eklendi.
Dedigim gibi 12 Eylül sürecinde “edindikleri” bol elektrik sonrasi “ampul ” gibi isimaya basladiklari için bu arkadaslar “aydin” olarak toplumda yerlerini aldilar. Yukarida verdigim internet sitesi bu arkadaslarimizin, “özürdiliyoruz.com” gibi açtiklari sitelerin hepsinin bir adreste toplanmasi için tarafimdan yaratilmis bir adres. Peki neden bu adres?
Anlatacagim... Ama ilk etapta “yavsak” kelimesinin anlamina açiklik getirmem lazim. Bu anlam dikkate alinmazsa “yanlis anlasilabilirim” hatta hakaret ettigim düsünülebilir. Yavsak kelimesinin sözlüklerde iki anlami var 1. Bit yavrusu-sirke-buluga ermemis bit, 2. Düsünce dünyasi “tutucu” olmaktan kurtulmus-gevsemis... Gördügünüz gibi “kötü” bir anlam yok. Ben de “yavsak” kelimesini “düsünce dünyasi gevsemis-tutucu olmaktan uzak-her seyi düsünebilir” anlaminda kullandim...
Sevgili dostlar, Ermeniler’den özür dileme girisimine baktigimda geçmiste “Kibris gitsin ne olur? Türkiye Avrupa’nin her istedigi yapmali? Türkiye’de 60 azinlik var”... gibi “fikirleri” savunan arkadaslar tarafindan ortaya kondugunu farkettim... Ayni zamanda bu arkadaslarin ortak baska özellikleri de var hepsinin isimlerinde “S-O-R-O-S” harfleri geçiyor. Kimilerinin daha da küçük ortak paydalari var Amerikan helikopterleri Bekaa vadisini basiyor, bunlardan biri oradan çikiyor, kimi Amerika’dan apar topar Türkiye’ye gazete çikarmaya geliyor, bazilari da Türk pasaportlarinin “renklerini” kiyafetleri ile uyduramadiklari için “hakli olarak” degisik renklerde Avrupa ülkesi pasaportu kullaniyorlar...
Sevgili dostlarim, benim girisimi tamamen masumane. Her olayda bu arkadaslar karsimiza çiktigi için “bütün faaliyetlerini” bir sitede toplamalari çok mantikli. Aslinda sadece “hepayniyavsaklariz.com” tek alternatif degil. Sunlar da olabilir “sorostanindirdikmoney.com, Turkolannevarsakötüdür.net, önceindiragangisonraeylem.org” gibi “genel toparlayici” isimler de olabilir...
Uzun lafin kisasi bu arkadaslar, çok çalisip, çok yoruluyorlar ve “düsünce dünyalari” bizlere göre daha genis oldugu için “bizden çok daha ileri detaylara” imza atiyorlar. Bu insanlarin birarada bulunmalari ve Türk halkinin bu güzide sahislara bir internet adresinden ulasmasi daha dogru...
Not 1: “Bu sitedeki imzami geri çekip sizin istediginiz her yerde çikip yanlis yaptim diyecegim” diyen bütün “ana sayfadaki” kurucu arkadaslara bir teklifim var imzasini geri çeken ve çikip özür dileyen her birine yüzbin dolar verecegim...Ve sonrasinda benim de bir projem var, onda da çalismak isterlerse kapim sonuna kadar açik...
Not 2: Bu girisimi aslinda hiç ciddiye almiyorum. Bu isimlerin “Türkler’i temsil etme” yetkisi ve etkisi “sifir”...Yaptiklari suna benziyor benim bir site açip Fransizlar adina “özür dilememe” ! “Ben ne kadar Fransa’yi temsil ediyorsam, onlar da o kadar Türkiye’yi temsil ediyorlar”.
Hepayniyavsaklariz.com
Yigit Bulut
f
Av.A.Erdem Akyüz | 18/12/2008 9:18:00 PM
| 0
|
ÖZÜR DILEYENLER
Padisah kuluna sormus :
- Dile benden ne dilersen ?
- Özür dilerim.
Bizim aydinlarda tecavüze ugradiklari halde özür diliyorlar. Dilediklerine göre isledikleri bir suç vardir.
Dünya çapindaki arastirmaci, yazar ve profesörlerin dahi, bir ermeni soykirimi olmadigini söylemelerine ragmen bu konuda hiçbir bilgileri olmayan ve “kerameti kendinden menkul” bazi kisilerin aksine görüs bildirerek kamuoyunu yaniltmalari utandirici olmaktadir.
Son günlerde üst üste gelen; özür dilenme kampanyalari, Atatürk ilke ve devrimlerine satasmalar, Mustafa filmi, ayrilikçi örgüt ve guruplarin kuzey Irak kürt liderlerini ziyaretleri, Güneydogu illerimiz için bazi yakistirmalar yapmalari, birer tesadüf olmayip, kurnazca ve sinsice örülmek istenen zincirin birer halkalaridir.
SAHTE VE DÜZMECE BELGELER
Ermeni ve yandaslarinin iddialari; düzmece, sahte ve uydurma belgelerle beslenmektedir.
Bunlarin en belirgin örneklerinden biri Atatürk’ün bir resmi üzerinde yapilan tahrifat ve sahtekarliktir. Resimde, hayvanlari çok seven Atatürk, önünde oynasan dört veya bes köpek yavrusunu seyretmektedir. Resmin üst tarafinda esi Latife Hanim’a bir sunu ve imzasi yer almaktadir. Atatürk’ün Latife Hanim’la evliligi 29.1.1923 ile 5.8.1925 yillari arasinda olduguna göre, resim bu yillar arasinda çekilmis, daha sonra Çankaya Köskü’nde sergilenmistir. Atatürk, her zamanki gibi temiz ve sik kiyafeti ile büyük bir agirbaslilik ve asalet içinde oturmaktadir. Atatürk’ü, önünde oynasan köpek yavrulari ile gösteren fotograftaki, köpek yavrulari silinerek, bunlarin yerine fotomontajla bir çocuk cesedi yerlestirilmistir. Buna ragmen, köpeklerin sirt ve bir kisim görüntüleri yok edilememistir. Resmin çekildigi tarihten çok önce oldugu iddia edilen asilsiz soykirima temel yapilmak istenmistir. Asil resimdeki mekanda yer alan pencere, aralik vaziyetteki kapi ve hepsinden önemlisi, esi Latife Hanim’a sunu ve imzasi aynen durmaktadir. Bütün bunlar, resimde; utanmazlik ve ahlaksizlik ölçüsünde büyük bir sahtekarlik yapildigini açik bir sekilde ortaya koymaktadir. Bu resim 2005 yilinda düzenlenerek, ayni yil Amerika’da bir üniversitede Ermenilerin yaptigi konferansda aydinlar (!) ve ermeni ögretim üyeleri tarafindan kullanilmistir.” demistir.
TABLO SAHTEKARLIGI
Ayni sahtecilik bir Rus ressamin eserinde de yapilmistir. Kafataslarindan olusan bir kuleyi gösteren resmin konusu “Abofeoz Voinu” yani “Savasin Kutsallastirilmasi” dir. Resmin yapim yili1872’dir. Resmi yapan Rus ressamin adi; Vasily Vereshcaign’dir. Resim Tretyakov Müzesinde sergilenmektedir. Ermeniler bu resmin, 1915 yilinda yapildigi iddia edilen soykirimi temsil ettigi ve onun için yapildigi yalanini bütün dünyaya yayarak, ahlaksizca hareket etmektedirler. Resmin üzerine bazen bir kaç karga daha eklenmis veya çikarilmis görüntüleri ve degisik yönlerden çekilmis, ters basilmis versiyonlari, ermeni ve yandaslarinin bütün basin yayin organlarinda kullanilmaktadir. Oysa resim 1915 den çok önce yapilmis olup, iddia edilen bu olayla hiç bir ilgisi yoktur. Buna itiraz etmeyen “özürcü ve özürlü” aydinciklar de ayni sahtekarliga hizmet etmektedirler. Bu resim ve açiklamalar degerli bilim adami Prof.Dr.Türkkaya Ataöv’ün Ermeni Belge Düzmeceligi isimli eserinde bazi internet sitelerinde de yer almaktadir.
TARIHÇILERIN GÖRÜSLERI
Ermeni soykirimi konusunda dünyanin önde gelen tarihçi ve arastirmacilarinin vardiklari sonuçlar söyledir :
ABD’li tarihçi Guenter Lewy, ;Ingiliz, Alman ve Amerikan arsivlerinde yaptigi arastirmalarda, Ermenilerin 1915 olaylarina iliskin soykirim iddialarinin dogru olmadigini, bu iddialari dogrular tek bir belgenin bulunmadigini söylemistir.
Hollanda’li tarihçi Eric Zurcher, ermeni soykirimi iddialarinin gerçek bir temele ve geçerli bir delile dayanmadigini belirterek, soykirima iliskin olarak ermeniler tarafindan dünyaya yayilan belgelerin sahte oldugunu kanitlamistir.
Ingiliz tarihçi Andrew Mango tüm bu görüsleri paylasarak, ermeni soykiriminin büyük bir yalan oldugunu söylemistir.
Ünlü tarihçi Prof.Dr.Norman Stone; “Ortada ermeni soykirimi degil, soykirim oldugunu ileri süren uydurma uzman ve örgütler vardir. Ermeni soykirimi olmadigini söylerim ve bunu yasaklayan bir yasa varsa, bunun için hapse bile girerim.” demistir.
Bütün bu bilimsel görüsler karsisinda, hiçbir temele dayanmayan bizim sözde “toraman aydinciklarimizin” neye ve kime hizmet ettikleri anlasilmaktadir.
ÖZÜRCÜ VE ÖZÜRLÜ AYDINLAR
Bütün bunlara ragmen “özür dileme” kampanyasi açan sözde aydin-yazar-çizer ve politikacilarin yaptiklarinin “bir talihsizlik olmadigini” kabul etmek gerekir. Zira, bu yol ile, bu kisiler, kendi karakter ve yapilarini ortaya çikarmislardir. Adeta bir “turnusol görevi” görerek kendileri gibi düsünen ama toplum içinde gizlenen kimliklerinin ortaya dökülmesine neden olmuslardir. Onlari destekleyen bu kisiler arasinda özür dileme kampanyasinda siranin kendilerine gelmesini bekleyen çok sayida etnik azinlik meraklisi bulunmaktadir. Zira bu özrün sonunda; tazminat, bagimsizlik, toprak talebi gibi kapilarin açilacagini bilmekte ve pusuda beklemektedirler. Türkiye didiklenecek bir kurban degildir. Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milleti bölünmez birligini ve bütünlügünü sonsuza dek sürdürecektir.
Av.A.Erdem Akyüz
Hukukun Egemenligi Dernegi
Genel Baskani
erdemak@gmail.com
Av.A.Erdem Akyüz
f
Daver DARENDE | 18/12/2008 8:17:15 AM
| 0
|
Türk diplomatlarina yönelik kanitlanmis suçlar unutuluyor…
Olmayan suçu üstlenmek
Ermeni iddialarinin ‘içerdeki’ savunuculari, ‘özür’ kampanyasi baslatiyor. Olmayan bir suçu, bir ulus adina üstlenmeye çalisanlar, Ermeni eylemcilerin Türk diplomatlarina yönelik kanitlanmis cinayet suçlari için kimin özür dileyecegini belirlemeli…
Daver DARENDE
Emekli Diplomat - Yazar
Bugün emperyalizmin asil amaci Ermeni diasporasini Türkler aleyhine kiskirtmaktir. Günümüzdeki gelismeler bu kiskirtmanin bir sonucudur. Kurtulus Savasi dönemindeki “Ingiliz muhipleri”ni aratmayan “içimizdekiler”in Bati emperyalizmine ve Ermeni diasporasina kosut hareket ederek ülkemizdeki propaganda faaliyetlerini arttirdiklari bilinmektedir.
Kamuoyunda yer alan tartismaya göre aralarinda ögretim üyesi ve gazetecilerin de bulundugu bir grup sözde aydin 1915’teki Ermeni tehciri ile ilgili imza kampanyasini baslatmak görevini üstlenmistir. Yilbasinda internette baslayacagi bildirilen kampanyanin adini “Özür Diliyorum!” seklinde tanimlayan bu grubun yalniz Türkiye içinde degil, Türkiye disinda da mücadelesini sürdüreceginden kusku duyulmamalidir. Bu sözde kampanya sayesinde Ermenilerin “Büyük Felaket” olarak nitelendirdikleri 1915 Ermeni tehcirinde yasananlar imza kampanyasiyla bugünlere tasinacaktir!
ABD ve AB hayrani sözde aydinlar, 1915 yilinda Osmanli Ermenilerinin maruz kaldigi “Büyük Felaket”e karsi sessiz kalamayacaklarini, “Özür Diliyoruz” seklinde bir bildiriyle kamuoyumuza sunacaklardir.
BIR YABANCININ TESPITLERI
“Özür Dilerim” kampanyasini baslatan grubun ilgisini çeker(!) düsüncesiyle Türk Tarihi ve Atatürk kitaplariyla ünlü Prof. Andrew Mango’nun Sky-Türk televizyonunun 15 Mart 2005 tarihli programinda Ermeni sorunu konusunda söylediklerini hatirlatmakla yetiniyoruz:
“Türkiye’nin dogu bölgesinde yasanan Ermeni olayini istisnai bir duruma sokmak kasitli bir davranistir. Bana göre bu soykirim degildir. Rus ordulari Anadolu’da ilerlerken, Türklerden de on binlerce kisi öldürülmüstür. Ermeniler de Türkleri katletmislerdir. Bu karsilikli bir savastir. Ama asla bir soykirim degildir. Ermeniler ise olaylarin bu sekilde cereyan ettigini asla kabul etmezler. Anadolu’daki Ermeni sayisi 1.5 milyonu geçmez. Bunlar Lübnan’a, Suriye’ye, Ermenistan’a göç etmislerdir. 1.5 milyonun büyük bir kismi kurtulmustur. ABD’li profesör Justin Mc. Carty de bu alanda önemli çalismalar yapmistir. Ermeniler onun bu çalismalarini dikkate almamislardir. Ermeniler Ikinci Dünya Savasi’ndan sonra müttefiklerden ödün koparmak için bu soruna iliskin olarak yardim talebinde bulunmuslardir. ‘Bakin biz sizin için isyan çikardik’ diyerek müttefiklerden destek istemislerdir. Ermeni sorununa iliskin olarak Türk, Ingiliz, Fransiz ve Alman arsivleri açiktir. Ermeniler ise arsivlerini açmamakta israr ediyorlar, davalarinin zayiflayacagina inandiklari için arsivleri açma konusu öne sürülünce öneriyi hemen reddediyorlar.
‘Mavi Kitap’ Ingilizlerin bir propaganda kitabidir. Kitabin propaganda kitabi oldugu tartismasiz kabul edilmelidir. Bu kitapta yer alan belgelerin çogu misyonerlerin raporlarindan alinmistir. Savas sirasinda Ermeniler için çalisan Amerikalilarin Tasnaklardan duyduklari itiraflardir. Bu raporlarda Türklere yapilan mezalimden hiç söz edilmemistir. Parlamentolarin Ermeni soykirimini tanimalari hem yanlis hem de gülünçtür. ‘Mavi Kitap’ tek yönlü bir belgedir. Iyi bir tarihçi belgelerin gerçek olup olmadigini arastirir. Ermenilerin Türkler aleyhine kampanyasi 1955’ten beri devam ediyor. Kolay kolay sona erecegine de inanmiyorum.”
Dr. Mango gibi yansiz bir tarihçinin açiklamasina bakin, bir de içimizdeki Avrupa Birligi’nin agziyla konusan tatlisu aydinlarinin açiklamalarina! Avrupa Birligi Türkiye için yeni bir yol haritasi çizerken(!), merak ediyorum “içimizdekiler” günün birinde Ermeni tedhisçileri tarafindan pusuya düsürülerek acimasizca katledilen diplomatlarimizin ailelerinden, Disisleri’mizden ve Türk Ulusu’ndan özür dileyecekler mi?
Bati emperyalizminin ve diasporasinin egemenligimizi ve toprak bütünlügümüzü tehdit etmekte oldugu bu duyarli dönemde çok dikkatli olmak zorundayiz.
Türklere yönelik siddet eylemleri gerçeklestiren Ermenilerin toplu halde çekildikleri ani fotografi...
f
Davut Arslantürk | 18/12/2008 6:44:41 AM
| 0
|
Ermeni tasarisinin komiteden geçmesi en çok bizdeki karton yüzleri, sehit cenazeleri bildirilirken dansöz oynatanlari sevindirmistir.
(Deve kusu kafasini kuma gömdügünde arkasinin açikta kaldigini anlamaz, önemli olan kafayi kuma gömmektir.)
Sorun nedir?
Sorun:Sorun Yaratmaktir.
Ermeniler neden Ermenistan'da yasamazlar.Vatan bilincinden uzak midirlar? Nüfusu 2 milyona düsmüs olan ülkelerini kalkindirmazlar da bunca parayi kin ve intikam için dagitirlar. Bizdeki karton yüzler bilmez mi ki Ermenistan, Azerbaycan-Karabag'da isgalci durumdadir. Ve orada büyük cinayetler islenmistir.
Evet.
Ermenilerin sorunu vardir.Ve bizden kaynaklanmamaktadir.Türk yurdunda yasayip, karni doyanlar, askerlerimizi kallesce arkadan vurmadilar mi? Köyleri basmadilar mi? Kadin, erkek, yasli, çocuk demeden vahsi zevklerinin utanmazligini ortaya koymadilar mi?
Telleryan katil degil mi?
Talat Pasa'yi öldürmedi mi?
Migirdik Yanikyan katil degil mi? Los Angeles Baskonsolosu Mehmet Baydar ve yardimcisini öldürmedi mi?
Su sözler kimindir:
-Evet ben öldürdüm.Bilerek öldürdüm.Onlar düsmanimizdi.Onlar Türk'tü.
Bu sözler yanikyanin degil mi?
Ve cinayetler, cinayetler...
Tasnak Komitesinin emri nedir?
"Öldür ve intikam al!"
Kafasini kuma gömenler Türkiye'ye ve Türklere karsi yapilan her kötülükte mutludurlar. Onlar, askerlerimiz öldürülürken sokaga çikip yüzlerini açip yürümezler. Utanirlar. Çünkü orda Ermeni olduklari yaziyor.
Evet.
Ermenilerin sorunu vardir. Ama kendileriyle. Bir tarafta terk edilmis Ermenistan, bir tarafta zengin diyasporanin dagittigi paralar.
Evet.
Ermenilerin sorunu vardir.Anlatilacaklar vardir.Bugüne kadar da anlatilamamistir.
Çukurova yöresinden bir agit:
Gapi gapi geziyorlar
Ifadeyi yaziyorlar
Düsman basina vermesin
Oglak gibi yüzüyorlar
Biz öyle bir Ulus bilincine sahibiz ki, agittaki vahsetin düsmanimizin bile basina gelmesini istemiyoruz.
Simdi onlardan dinleyelim:
Mehd edelim Panos Çolakyan'i
Saldirdi orduya kara dumani
On sekiz saatlik Tum, Andirin'i
Urub harab etdi Türk Müslümani
Birde su:
Cevdet pasa, gel temasa
Gelinlerin oldu matuska
diye söylenen sarkilar.
Ermeniler bilmelidir ki, Çaglar boyu baskalari tarafindan Türk'lere karsi kullanildilar, ve tarihi durmadan "tekerrür" ettirdiler.Bütün birikimlerini kullanilmak pahasina da olsa kullananlara harcadilar.Yoksa ne gerek var "pis Türk kani" demeye.
Degilse;
Arjantin'in neyine karar almak.Avupa'nin emperyal güçleri tarafindan soyulduklarini , bütün latinya ülkelerinin soykirima ugradigini, kültürlerinin, dillerinin, dinlerinin, renklerinin bile yok edildigini, daha dün Falkland yüzünden bombalandiklarini unuttular mi?Unutmadilar da paranin rengi güzel.
Bayan Pelosi, Amerika'da kaç tane yerli halk (kizilderili) kaldigini biliyor mu? Onlar Bizonlari bile yok ettiler. Fransa, Cezayir konusu tarihcilerin isidir demiyor mu? Kendileri için tarih olan bizim için neden "Sözde soykirim" oluyor? Buna da en çok bizdeki karton yüzlü "Ermenicik" ler sevinmiyor mu? Hepimiz Ermeni civciviyiz demiyorlar mi?Yoksa bu civcivler matuska torunu mu?
Dedik ya!
Paranin rengi güzel
Ve de Antranik Marsi:
Antranik kardes gidelim Türkiye'ye
Kiralim Türkleri, olsun Ermenistan
Onlar böyle kin, intikam, vahset çigliklari atarken, bizdeki agitlara yürek dayanmaz. Yukaridaki agidin bir kismini üzülerek okuyalim.
Amir memur demiyerek
Hep bir ipe bagladilar
Bekir oglu Dede Aga'yi
Demirinen dagladilar
Sekiz gavur bir gelince
Osmanimi sasirdilar
Baban çetebasi deyi
Haci Ahmet'i bisirdiler
Musambaya oturmuslar
Etrafinda geziyorlar
Sen çete topladin deyi
Çalgiyinan yüzüyorlar
Meydan gazani gurdular
Bebekleri gaynattilar
Gün görmedik hanimlari
Süngüyünen oynattilar
Gapi gapi geziyorlar
Ifadeyi yaziyorlar
Düsman basina vermesin
Oglak gibi yüzüyorlar
Kele Dudu, kele Dudu
Kanli gömlek yu diyorlar
Bebekleri gaynatmislar
Guzu eti, ye diyorlar
......
Bu agidi kafasini kuma gömenler, ikinci cumhuriyetçiler,salon sosyalisleri, parali kalemsörler, karton yüzler, abileri, amcalri, dayilari, teyzeleri, halalari, karilari, kizlari okumalidir.
Özellikle de Türk'ler okumalidir.
Bayan Pelosi'nin okuyup okumamasi umurumuzda bile degil.
Arastirin-okuyun.
Mustafa Onar -Hacin Dosyasi
Altan Deliorman -Ermeni Komitecileri
Abdullah Yaman -Ermeni Meselesi ve Türkiye
Ovanes Kazacnuni -Tasnak Partisinin yapacagi bir sey yok
(Ermenistan'in ilk Basbakani:1923 Parti Konferansina rapor.)
Dogan Heper -(Bilgilenmeniz için)
asla umutsuzlugu degil
KAVGAYA DEVAM ASKINA
f
ulku bassoy | 18/12/2008 6:42:10 AM
| 0
|
Armenians owe at least a deep moral debt to Turks for their collaborating with the invading Tsarist Russians against the lands anbb against the Ottomans the citizenship of which they enjoyed for centuries. They should apologize because of the mass murder undertaken by the Armenian terror organizations and because of their betrayel to the country where they prospered, and maintained a much better life than the local Muslims fully enjoying all the benefits of the " Ottoman Capitulation Regime". They should concede that, because of their treacherous revolts against their own Ottoman State, instigated and supported by the imperial Russians, the French and the Brits, they obliged the Ottomans to take the Decison of Relocation of its own citizens of Armenian origin which caused the Muslims, Armenians and the Ottoman State so much pain, expenditure and related burdens at a time when the Ottoman State was in war at with seven fronts- from the Canal, Canakkale-Gallipoli to Galicia. And they should regret that, believing the stupid- false promises of the then imperialist powers for a Great Armenia, brought them and the Muslim Ottomans nothing but great pains and losses. We all must learn from history.
f
Ceyhun BALCI | 18/12/2008 6:34:23 AM
| 0
|
ÖZÜR DILEME ÜZERINE
"Özür diliyorum!" imza kampanyasi ile gündeme oturan yaklasimin yanlis zeminde tartisildigi kanisindayim.
Ne olur "özür dilense" türünden aydina da, aydinda bulundugu varsayilan akla da uymayan bir kolaycilik, aymazlik ve dahasi "budalalik" sergileniyor!
Basit ve masum bir "özür" tazminat ve toprak istemi ile sonuçlanabilir! Az sey mi? Varligi üzerinde uzlasilamamis bir konuda bir topluma ve ulusa az sey mi yüklemis olacaktir böylesi bir sorumsuzluk!
Ayrica, baska bir çok erdem gibi "özür dileme" de yeri, zamani ve zemini olmaksizin kullanildiginda bir degerin harcanmasi anlamina gelecektir. Hem de bir hiç ugruna!
Kisisel olarak "özür dilememe" gibi bir saplantim yok! Ama, yersiz özür dilemenin de yaratacagi hasarin kestirilmesi gereginden hareketle yaklasmaya çabaliyorum olaya!
Bu noktada gerçekler bize yol gösterir diye umuyorum!
Ermenistan bagimsiz bir ülke olarak yirmi yila yaklasan süredir Dogu komsumuz!
Ermenistan´in Türkiye ile dost olmak gibi bir derdi var midir? Resmi agizlardan yapilan ve gerçek niyetlerle bagdasmayan açiklamalari bir yana birakalim!
Bizim topraklarimizda yer alan bir cografi simge olan Agri Dagi (onlarin deyisi ile Ararat) komsumuzun ulusal sembolüdür.
Ayrica, "Bati Ermenistan" adi altinda Türkiye topraklari üzerindeki emellerini Anayasa´larina varincaya dek belgelestirmislerdir.
Komsusunun topraginda gözü olanla dostluk kurabilir misiniz? Basarilabilirse tarih yazmis olursunuz!
Diger yandan, "tehcir "döneminde de bugün de Türk-Ermeni çeliskisini yaratan da kullanan da "emperyal" degil midir?
Tek bir amaç yok mudur?
Türkiye´ye diz çöktürmek! Ulusal kurtulus savasi ile edinilen kazanimlari bir kalemde silip çagcil Sevr ile üzerimize çullanmak!
Bati´nin önemli kentlerinde "Ermeni soykirimi emperyalist yalandir!" diyenlerin basina gelenleri unutmus olamayiz! Gerçi, bu insanlarin basina daha kötüsü kendi ülkelerinde geldi ya! Her neyse!
Bu sorunlari çözmek istiyorsak bu sorunlara yol açanlari da iyi bilmek zorundayiz!
Ermeni´lerden baslayalim! Yüzyillardir yan yana yasadiklari insanlara emperyalist özendirme ile saldirmasalar baskalarinin çikarlari dogrultusunda sekillendirilmeye çalisilan bagimsiz devlet düsünün dayanilmaz hafifligine kapilmasalar "tehcir" gerekir miydi? Tehciri zorunlu kilan kosullar dogmasa bunca aci ve üzüntü yasanir miydi?
Bu konu ile ilgili kimi yorumlarda "mübadele"den de söz açildigini sasirarak okuyorum.
Izmir´de yine yillarca yan yana yasadiklari, komsu, dost ve ahbap olduklari insanlara 15 Mayis 1919´dan baslayarak el kaldirilmasa, emperyal güçlerin oyununa düsülerek Küçük Asya hayalleri beslenmese "mübadele" gereksinimi dogar miydi?
Yalniz Türkiye´de degil dünyanin sayisiz yerinde benzer acilar yasanmistir. Yasanmaktadir! Ne yazik ki; yasanacaktir da!
Sorumluyu görelim! Küçük Kaynarca Antlasmasi ile baslayan ve Berlin Antlasmasi ile süren Ermeni koruyucu ve kollayiciliginin Ermeni yarari gözettigini mi saniyoruz?
Emperyalizmin geleneksel tavridir Ermeni çeliskisinde de ortaya çikan! Böl-yut, kullan-kazan anlayisi!
Elbette, "özür dileme" erdeminin albenisine kapilan iyi niyetilileri bir yana birakarak diyorum ki; bu kampanya Türk-Ermeni dostluguna hizmet etmeyecegi gibi, içimizden birilerinin emperyaliste hizmet askinin kabarmisligini ortaya koymaktadir. Tipki "mütareke Istanbul´unda oldugu gibi!
Emperyalist aradan çikartilmadan, tam bagimsiz Türkiye hedefine varilmadan Türk-Ermeni uzlasisi olanaksizdir. Bu kosullar olusturulmadan kotarilmaya çalisilan uzlasi olsa olsa Türkiye´nin "Ulusal Ant" sinirlarinda degisime hizmet edecektir!
O yüzden de "duygusallik" yerine "gerçekçilik" egemen olmalidir baska bir çok konuda oldugu gibi bu yasamsal konuda da!
Ceyhun BALCI,