Ana Sayfa Kampanya İmzala Tüm İmzalar Yorum Oku/Yaz Basın Açıklamaları

 

 

 

Kampanyayı imzala

Kampanyayı imzala

Kampanya hakkında görüşlerinizi paylaşmak için tıklayınız.

Toplam 70 yorum paylaşılmıştır.

 

Gelen Yorumların Tam Listesi

CHP  |  18/12/2008 6:13:08 AM  |  0  |

''1915 olaylariyla ilgili olarak Ermenilerden özür dilemek amaciyla yayimlanan bildiriyi'' esefle karsiladiklarini ifade etti. CHP'li üyeler, Ermenilerden 'özür dilenmesi'yle ilgili yayimlanan bildiriyi kinadiklarini ifade ettiler. CHP'li üyelerin, konuya iliskin yayimladiklari bildiride, söyle denildi: ''1915 olaylariyla ilgili olarak Ermenilerden özür dilemek amaciyla yayinlanan bildiriyi esefle karsiladik. Türkiye'nin o yillarda özür dilemeyi gerektiren bir suç islediginin hukuki ve tarihi temeli yoktur. Eger özür dilemesi gereken bir taraf varsa o da silahli güç kullanarak Osmanli topraklarini isgal eden, yabanci bir ülkeye destek verip Türk ordusuna saldirida bulunanlar ve yüz binlerce sivil Türk vatandasini katleden Ermeni tarafidir. Ermeniler, ayrica binlerce Azeriyi katlederek Azerbaycan topraklarinin bir bölümünü isgal edip, 1 milyon Azeriyi göçmen durumuna düsürdükleri için de özür dilemek zorundadirlar. Türk diplomatlarini katleden Ermeni terör örgütü ASALA mensuplarini yargilayip cezalandirmadiklari için de özür dilemelidirler. Bu gerçekler ortadayken Türklerin, Ermenilerden özür dilemesi girisimi, tarihimize ve atalarimiza karsi göstermemiz gereken saygiyla bagdasmayan ve Türk milletinin onurunu zedeleyen bir davranis olmustur.''
f

Ender Erdemil  |  18/12/2008 6:07:44 AM  |  0  |

Özür diliyorlarmis! ender erdemil Türkiye’de bazi “aydin” kisiler, asagidaki bildirgeyi yayinlayarak Ermeni kardeslerinden özür diliyorlarmis. “1915’te Osmanli Ermenilerinin maruz kaldigi Büyük Felaket’e duyarsiz kalinmasini, bunun inkar edilmesini kabul etmiyor, Bu adaletsizligi reddediyor, kendi payima Ermeni kardeslerimin duygu ve acilarini paylasiyor, onlardan özür diliyorum.” Dikkat ederseniz, “soykirim” dan söz edilmiyor. Ama reddedilmesi de kabul edilmiyor. “Soykirim” sözcügünün kullanilmamis olmasi; daha genis bir grup insan tarafindan kabul görmesi için düsünülmüs olsa gerek. Birkaç yil önce; hatirlamadigim bir tarihte, TRT2 Televizyonunda Ermeni iddialariyla ilgili bir belgesel izliyorum. O günleri yasamis; Vanli bir yasli köylü, bir yandan agliyor, bir yandan anlatiyor: “Herkesi bir ahira doldurdular. Bir mandanin sirtina bir yorgan sarip üzerine benzin ( yada gazyagi) döktüler. Yorgani atese verip mandayi ahira, insanlarin arasina saldilar.” Tarsus tarafindan Adana’ya girerken, Sakirpasa’dan önce “Sehitlik” Tren Istasyonu vardir. Istasyon Yesiloba’dadir. Ermeni çeteciler, Yesiloba’da bir köy ahalisini bir konaga doldurarak kursunlayip öldürmüstür. Bu Istasyonun adini sehitlik olmasinin nedeni de budur. Katliami yapan çeteciler, tehcir yoluyla Türkiye’den gönderilmis, daha sonra Fransiz Üniformasiyla Adana’yi ve Mersin’i isgale etmek için geri dönmüs Ermenilerdir. Ermeniler bu Büyük Felaketler’e maruz kalan Türk kardeslerinden özür dileyecekler midir? Kuskusuz dilemeyecekler. Dileyecek olsalardi çesitli ülkelerde onlarca diplomatimiz ASALA’nin gözü dönmüs katillerince sehit edilmezlerdi. 1915 yili ve Ermeni Tehciri iyi anlasilmalidir. Osmanli savasta güvenligi için yapmasi gerekeni yapmis, Ruslarla isbirligi yapan Ermenileri güvenliklerini azami ölçüde saglamaya çalisarak Suriye’ye göndermistir. Bu sirada Türklerin’de, Ermenilerin’de da maruz kaldiklari kanli olaylar olmustur. Bu konu ile ilgili belgeler ve genis bilgi sir degildir. Arayan rahatlikla ulasabilir. Iddialara göre “soykirima” tabi tutularak öldürülen Ermenilerin sayisi 1.5 milyondur. Ancak o tarihte Anadolu’da yasayan Ermenilerin sayisi; çesitli kaynaklarca verilen rakamlar arasindan en büyügünü alirsak, 1 milyon 250 bindir. Bu rakam bile yalanin nasil “kuyruklu” oldugunu kanitlamaya yeter. Soykirim, en agir ve en igrenç suçtur. Ulus onurumuzu yok etmek, Bize “soykirim” yalanini kabul ettirerek ezip, ulusumuzu ne denirse yapan bir koyun sürüsü haline getirmek isteyen AB’nin ve ABD’nin destekledigi Ermeni tezlerinin arkasinda durarak “özür dilemek” kendi ulusuna ihanet etmektir. Özür dileyen hanimlar ve beyler, çogunlugunuz bu ulusun evlatlarisiniz. Size ne oldu da ulus onurunuzdan vazgeçmeye bu kadar heveslendiniz? Size ne oldu da sizi bagrindan çikaran ulusunuzu asagilar oldunuz? Unutmayin! Ulus onurunuzu yitirdiginizde birer “hiç”siniz. Ender Erdemil
f

Naci Kaptan  |  18/12/2008 6:05:00 AM  |  0  |

Degerli okurlar, Kuresel liberalizm ve emperyalizmin cikarini savunan ,ulkemizin sahte yuzlu aydinlari ,Ermeni tehcirine ve sorununa ait ,karsilikli kirismaya neden olan ve Ermeni toplumunun ,savas arifesinde isgal ordulariyla bir olarak, Turk'leri vahsice katletmelerini ve Osmanli devletine karsi bas kaldirmalarini gormezden gelerek , ERMENI'LERDEN OZUR DILEME KAMPANYASI baslattilar. Sizlere Ermeni sorununu Gen.Kur.baskanligi tarafindan basilmis olan ve Ermeni sorununu icinde yasayan Rus yarbay TVERDOHLEBOV'un 1917-1918 senelerine ait Erzurum yoresindeki anilarini GÖRDÜKLERIM YASADIKLARIM isimli kitabindan sunacagim. Gercekleri gormeyenler ogrensin, duymayanlar duysun !!! NOT : Bu yazi Ermeni davasina destek veren bildiriye imza koyan , kendi meslekltaslarindan onlarca diplomati katleden Ermeni'lere destek veren iki emekli buyukelciye ; Temel ISKIT ve Unal UNSAL'a de gonderilmistir. Naci Kaptan / 16.12.2008 cumhuriyetdede@gmail.com *** GÖRDÜKLERIM YASADIKLARIM I WITNESSED and LIVED THROUGH CE QUE J’AI VU ET VÉCU MOI-MÉME (Erzurum 1917-1918) YARBAY [Lt.Col.] TVERDOHLEBOF Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Baskanligi Yayinlari ANKARA / GENELKURMAY BASIMEVI 2007 Yayina Hazirlayan / Editor Dr. Ög. Alb. Ahmet TETIK Fransizcaya Çeviri /Traduction en Français: Prof.Dr. Sevim SÖNMEZ Rusçadan Çeviri / Translation from Russian: Ög. Bnb. Ertugrul BOSTANCI Ingilizceye Çeviri / Translation into English: Uzm. Y. Serdar DEMIRTAS Belge Ayirim / Document Classification Uzm. Nuri BAYRAK Belge Onarim / Document Restoration Türkân YILMAZ Belge Çekim / Document Scanning Uzm. Erol SESIGÜR Veri Hazirlama / Data Processing Nuray ÇALISKAN *** SUNUS Tarihî olaylari gerçek yönleriyle ortaya çikarmak, ögrenmek ve aydinlatmak için uygulanan yöntemlerden birisi de taniklarin sahitligine basvurmaktir. Dogal olarak olayin birinci derecede görgü taniklarinin ifadeleri çok önemlidir. Birinci Dünya Savasi’nda, Dogu Cephesi’nde meydana gelen olaylarin aydinlatilmasinda kullanilan basvuru kaynaklari da arsiv belgeleridir. Bu cephedeki Ermeni kaynakli olaylarin gerçek yönünün ortaya konmasinda, birinci derecede taniklarin sahitliklerinin önemi inkâr edilemez. Gnkur. ATASE Baskanliginca yayimlanan “Arsiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918” adli belge yayinda taniklarin gözlemlerini aktaran belgeler yer almistir.Dogu Cephesi’nde meydana gelen olaylarin birinci derecede taniklarindan birisi de Erzurum 2 nci Ermeni-Rus Kale Topçu Alay Komutani Yarbay Tverdohlebof’tur. 1917 yili sonlarinda ve 1918 yilinin ilk aylarinda Erzurum ve Erzincan’daki Ermeni terörüne bizzat tanik olan Rus Yarbay Tverdohlebof’un gördüklerini ve yasadiklarini aktardigi belgeler de tarihe taniklik etmek üzere bu kitapta yayimlanmaktadir. Yarbay Tverdohlebof’un Gnkur. ATASE Baskanligi Arsivinde mevcut olan orijinal Rusça el yazili belgelerin asli ile Türkçe, Ingilizce, Fransizca çevirileri bir arada kitap olarak kamuoyunun ve bilim dünyasinin istifadesine sunulurken, Ermeni terörünün ulastigi boyutlar tüm çiplakligi ile gözler önüne serilmektedir. Ermeni vahsetinin ulastigi boyutlar, Türklere karsi savasan ve Ermenilerle is birligi içinde bulunan Rus yarbayi bile çileden çikarmaya yetmistir. Yarbay Tverdohlebof, tüm çabalarina ragmen Ermeni vahsetini önleyemedigini, üzüntü ile günlügüne not düsmüstür. Simdi soruyoruz, Ermeni soykirimindan bahsedenler, bu belgelere ne diyeceksiniz? Saygilarimizla. Eyüp KAPTAN Korgeneral ATASE Baskani *** Ermenilerin Türklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu vahsetin ayrintilarini ordu komutanim General Odiselidze’den ögrendim. Bu olay söyle gerçeklesmis. Katliam bir doktor ve müteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her hâlükârda ayak takimindan birisi tarafindan yönetilmemis. Bu katliami düzenleyenlerin soyadlarini tam olarak hatirlayamadigimdan onlarin isimlerini yazamiyorum. 800’den fazla silahsiz sivil öldürülmüs. Öldürülenler kendilerini korumak için karsi koyarlarken yalnizca bir Ermeni ölmüs. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip ölüme mahkum ettikleri insanlara kendi elleriyle büyük çukurlar açtirmislar. Bu çukurlarin basina insanlari gruplar hâlinde götürmüsler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra çukurlara doldurmuslar. Çukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz çukurdaki cesetleri sayarak “Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!” deyince, on kisi daha kesip çukura atmislar ve üstünü toprakla kapatmislar. GÖRDÜKLERIM YASADIKLARIM (Erzurum 1917-1918) YARBAY TVERDOHLEBOV Rus devrimi baslangicindan 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un Türk birlikleri tarafindan alinmasina kadar geçen sürede Ermenilerin Erzurum sehri ve civarindaki yerlesim birimlerinde yasayan Türklerle iliskileri hakkindaki notlar. Bu notlar “2 nci Erzurum Kale Topçu Alayindaki durumun notlarina” ilavedir. Ayrica bireysel doküman olarak da hizmet verecek sekilde hazirlanmistir. 3 Rus devrimi baslangicindan 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un Türk birlikleri tarafindan alinmasina kadar geçen sürede Ermenilerin Erzurum sehri ve civarindaki yerlesim birimlerinde yasayan Türklerle iliskileri hakkindaki notlar. Bu notlar “2 nci Erzurum Kale Topçu Alayindaki durumun notlarina” ilavedir. Ayrica bireysel doküman olarak da hizmet verecek sekilde hazirlanmistir. 4 Avrupa ve Rusya kamuoyunca da bilinen, su anda devam eden savasa kadarki eski Türk-Ermeni düsmanligi meselesi, muhtemelen simdiki göründügü yerden çok farkli bir yerdedir. Ermenilerin Türklere karsi nefretleri eskiden beri bilinmektedir. Ermeniler daima kendilerinin mazlum ve ezilen bir millet olduklarini iddia etmislerdir. Her zaman kendilerini hiç suçlari yokken sürgün edilmis, dinleri ve kültürlerinden dolayi agir iskencelere maruz kalmis bir millet olarak sunmayi basarmislardir. Ermenilerle ayni ortamlarda birlikte yasamis ve iliski kurmus olan Ruslar, onlarin medeniyet seviyeleri ve yetenekleri hakkinda tamamen farkli düsüncelere sahiptirler. Ermenileri oldukça yeteneksiz,asalak, açgözlü, ancak baska bir milletin sirtindan geçinebilen bir millet saymak mümkündür. Siradan Rus halkinin yargisi daha basittir. Rus askerlerinden pek çok kez su cümleyi isitmisimdir. – “Ermeniler iyi insanlar, Türkler bunlari biraz kesmisler, ama iyi kesememisler; topunu kesmeleri lazimmis.” Rus askeri birliklerindeki Ermeni askerler, en asagilik, en adi siniftan sayilmislardir. Bunlar, her zaman geri hizmetlerde görev yapmak için gayret göstermisler, cepheden kaçinmislardir. 5 Ermeni askerler arasinda, savasin baslarinda yaygin sekildeki kitlesel firar ve savastan kaçmak için çok fazla miktarda kendi kendini yaralama olaylari bu düsünceyi dogrulamaya yeterlidir.Türk birlikleri Erzurum’a girinceye kadar geçen son iki ayda gördüklerim ve duyduklarin Ermenilerle ilgili her türlü tahmin ve tasavvur sinirlarini fazlasiyla asmistir. Erzurum’un 1916 yilinda Rus birlikleri tarafindan alinmasindan sonra Ermenilerin ve askeri bir birlikte bulunmayan Ermenilerin, sehre ve civarina girmelerine müsaade edilmemistir. Düsünülerek yapilan bu düzenleme, Erzurum’un, 1 nci Kolordu Komutani General Kalkin’in emirkomutasinda bulundugu süre zarfinda uygulanmistir. Ihtilalden sonra tüm engeller kalkinca, Ermeniler, Erzurum ve çevresine genis dalgalar hâlinde saldirmislardir.Saldirilarla es zamanli olarak istilacilarin sehirde ve köylerde ailelere yönelik bireysel yagmalamalari da baslamistir. Rus birliklerinin ve Ruslarin varligi, Ermenilere, cinayet isleme imkâni tanimiyordu. Katliam ve yagma, gizlice ve ihtiyatli bir sekilde yapiliyordu. 1917 yili ilkbaharinda çogunlugu Ermeni askerlerinden olusan Erzurum Ihtilal Icra Komitesi, halkin elindeki silahlari bulup el koymak maksadiyla Erzurum’da genis kapsamli bir arama faaliyeti düzenlemisti.Arama faaliyetleri düzenli bir sekilde organize edilemeyince aramalar, gemi aziya almis asker yigininin halki yagmalamasina dönüsmüstü. Ermeni askerleri muharebede zulmetmeye ve iskence yapmaya özellikle çaba sarf etmislerdir. Bir gün atla Erzurum’da dolasirken, bir sokakta yaklasik 70 yaslarinda hayli yasli iki ihtiyari bir yere götürmekte olan bir asker grubuna rastladim. Askerlerin basinda, elinde demir çubuk tutan Ermeni bir asker vardi. Yollar derin çukurlar ve çamurla kapliydi. Agirlikli olarak Ermeni askerlerden olusan kalabalik, bu zavalli ihtiyarlari yol boyunca sokagin bir tarafindan diger tarafina çamurlarin içerisinde yaka paça sürüklüyordu. Ihtiyarlar çamura batiyorlar, tekrar ayaga kalkiyorlar, onlari tekrar sürüklüyorlar ve eziyet ediyorlardi. Ihtiyarlara sahip çikmak için, bu insanlara insanca muamele etmeleri konusunda kalabaligi ikna etmeye çalistim. Elinde demir sopa olan asker öfkeyle üzerime yürüdü ve avaz avaz bagirmaya basladi; “Siz onlara arka çikiyorsunuz öyle mi? Onlar bizi kesiyor, sizse onlara arka çikiyorsunuz.” dedi. Kalabalik da üzerime yürümeye basladi. O siralarda Rus askerlerinin disiplini o derece bozulmustu ki, kendi subaylarini döver hatta öldürür hâle gelmislerdi. Durum kötülesmisti. 6 Bir subay komutasindaki devriye kolunun gözükmesiyle durum birden degisti. Ermeni askerler, bir anda ortadan kayboldular. Rus askerleri de ihtiyarlari herhangi bir sey yapmadan beraberlerinde götürdüler. Rus ordusunun cepheden çekilmeye baslamasiyla birlikte, cephe gerisinden keyfi olarak ayrilan baska milletlere mensup askerlerden olusan birlikler gelmeden önce, cephede kalan Ermenilerin, Türklere yönelik katliam yapmalari tehlikesi ortaya çikmisti. Ermeni aydinlari böyle bir seye asla müsaade edilmeyecegine dair eminat veriyorlardi, Herkesi, Ermeniler ve Türkler arasinda iyi komsuluk iliskileri tesis edilmesine yönelik tedbirler alindigina inandirmaya çalisiyorlardi. Gerçekten de baslangiçta bunun böyle olacagi düsünülebilirdi. Ihtilal sonrasinda Rus askerlerinin kogus ve depo olarak kullandiklari camiler temizlenmis ve isgaline son verilmisti. Türklerden ve Ermenilerden karma bir polis teskilati olusturulmustu. Ermeniler,katiller ve yagmacilar için divan-i harp kurulmasini ve ölüm cezasinin yürürlüge konulmasini yüksek sesle talep ediyorlardi. Tüm bunlarin sadece hile ve aldatmadan ibaret oldugu ortaya çikmisti. Polis teskilatina dahil olan Türkler, bu isten çok kisa sürede ayrildilar. Zira gece devriyelerine giden Türk polislerin akibetlerinden bilgi alinmamaya baslamisti. Hatta çalistirilmak için sehir disina götürülen Türklerden de haber alinamaz olmustu. En sonunda teskil edilmesi basarilan divan-i harp, kendilerini de idam ederler korkusuyla, kimseyi yargilamiyor ve idam etmiyordu. Tek tük olan yagma, katliam ve soygunlar çogalmaya basladi. Eski takvime göre Ocak ayinin sonunda yani Subat ayinin basinda,sehrin ileri gelen Türk sakinlerinden Haci Bekir Efendi, geceleyin yagmaci Ermeni askerleri tarafindan kendi evinde öldürüldü. Bunun üzerine Ordu Komutani General Odiselidze1, askeri birlik komutanlarina katilin üç gün içinde bulunmasini emretti. Ordu komutani sert ifadelerle; Ermeni askeri birlik komutanlarini askerlerin ve genel anlamda Ermenilerin rezaletlerinden dolayi kinadi. Ermeniler tarafindan sivil halka uygulanan yagma ve siddet sebebiyle gücendigini söyledi. Yol temizleme bahanesiyle Türklerin çalistirilmaya götürülmesine ve bu insanlarin pek çogunun geri getirilmemesine duydugu öfkeyi belirtti. Ermenilerin, eger zapt edilen Ermenistan topraklarinin gerçek sahipleriyseler, o zaman Ermeni halkinin onurunu düsünerek, bir millet olarak kanun çerçevesinde davranmalarini ve 1 Rus Kafkas Ordusu Komutani olup, Gürcü Asillidir. 7 ayak takimi tarafindan yapilan barbarlik ve vahsete izin verilmemesini ifade etti. Aydin kesimin bunu yapmakla yükümlü olduguna isaret etti. Ermenilerin bu topraklarin sahibi olup olmayacaginin, Birinci Dünya Savasi’nin sona ermesinin ardindan uluslararasi kongrenin bu topraklari verip vermeyeceginin bilinmedigi bu dönemde, onlarin daha ziyade hukuk kurallari çerçevesinde davranmalarini ve vahsete izin vermemelerini anlatti. Ermeni birlik komutanlari, askeri birlik temsilcileri, oldukça hassasiyet göstererek bütün halkin onurunun Ermeni ayak takimindan az sayidaki ugursuzun yaptiklariyla iliskilendirilemeyecegini, bu ayak takiminin Türklerden eski zorbaliklarinin intikamini almaya çalistiklarini, fakat aydin kesimin tüm gücüyle buna müsaade etmemeye gayret gösterdigini içeren itirazlarini dile getirdiler. En sonunda kendileri de, Ermeniler arasinda, basibos Ermenilerin kanun disi hareketleriyle kararli ve kapsamli mücadele yöntemlerini uygulamaya geçirme kararlarini dile getirdiler. Bundan bir süre sonra Ermenilerin Türklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu vahsetin ayrintilarini ordu komutanim General Odiselidze’den ögrendim. Bu olay söyle gerçeklesmis. Katliam bir doktor ve müteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her hâlükârda ayak takimindan birisi tarafindan yönetilmemis. Bu katliami düzenleyenlerin soyadlarini tam olarak hatirlayamadigimdan onlarin isimlerini yazamiyorum. 800’den fazla silahsiz sivil öldürülmüs. Öldürülenler kendilerini korumak için karsi koyarlarken yalnizca bir Ermeni ölmüs. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip ölüme mahkum ettikleri insanlara kendi elleriyle büyük çukurlar açtirmislar. Bu çukurlarin basina insanlari gruplar hâlinde götürmüsler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra çukurlara doldurmuslar. Çukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz çukurdaki cesetleri sayarak “Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!” deyince, on kisi daha kesip çukura atmislar ve üstünü toprakla kapatmislar. Bu Ermeni müteahhit, sirf eglence olsun diye bir binadan Türklerin teker teker çikmalarini emretmis. Disari çikanlarin kafalarini keserek, böylece yaklasik 80 kadar insani katletmis. Erzincan katliamindan sonra iyi silahlanmis kaçak Ermeniler ve Ermeni birlikleri Erzurum’a dogru geri çekilmeye baslamislar. Onlarla birlikte lojistik destek hatlarinda, hatti kürtlerin saldirilarindan korumak için görevlendirilen Rus topçu subaylarinin da toplariyla birlikte geri çekilmesi gerekmis. 8 Bu hatlardan birinde, muharebeye sokmak üzere birlik tutmak ihtiyaci dogmus. Bundan hosnut olmayan ve orada durmak istemeyen Ermeni askerler, bir evi geceleyin, içindeki subaylarla birlikte atese vermisler. Subaylar canlarini zor kurtarmislar. Pek çogunun tüm sefer teçhizati kül olmus. Erzincan’dan Erzurum’a ricat eden Ermeni sürüsü, yollarinin üzerinde önlerine çikan tüm Müslüman nüfusu katletmislerdi. Lojistik destek hatlarindan çekilen, muharebe teçhizatina dahil toplar üstü kapali at arabalarinda naklediliyordu. At arabalarini, islerini itina ile yapan kiralik, sivil, silahsiz kürtler idare ediyorlardi. Erzurum’a yaklastikça Ermeni kaçaklar ve askerler mola yerlerinde bu kürtleri öldürmeye basladilar. Bu isi her seferinde subaylarin avludan evlere girdikleri zamani kollayarak gerçeklestirdiler. Subaylar gürültüleri duyup kosarak disari çiktiklarinda, kürtleri korumak için müdahale edince, silahli kalabalik onlarin üzerine yürümüs ve onlari da ayni sekilde tepelemekle tehdit etmisti. Katliamlar hayvanî bir vahsetle yapiliyordu. Örnegin Tegmen Mzivani Erzurum Garnizonu topçu subaylari toplantisinda, söyle bir olaya tanik oldugunu anlatmisti: Agir yarali ve yerde can çekismekte olan bir kürde bir Ermeni askeri kosarak yaklasmis ve agzina bir sopa sokmaya çalismis. Disleri sikili vaziyette ölmek üzere olan adamin agzina sopayi sokamayinca üstündeki elbiseleri çikarmis. Ermeni,ölmekte olan adamin çiplak karnina çizmesinin demir ökçeli topuklariyla vurmaya baslamis. Ilica’da2 kaçmayi basaramayanlarin tamami katledilmisti. Ordu Komutani [Odiselidze], boyunlari kör biçaklarla lime lime kesilmis çocuk cesetleri bulundugunu söylüyordu. Katliamdan üç hafta kadar sonra Ilica’ya giden Yarbay Gryaznov 26 Subatta döndügünde, bana, orada söyle bir tabloyla karsilastigini anlatmisti: “Köylere giden yollarda ve sokaklarda parçalanmis cesetler öylece yatiyor. Önden giden her Ermeni, mutlaka gördügü cesede tükürüyor ve küfrediyordu. Yaklasik olarak 12-15 sajen kare (yaklasik 55-70 metre kare) alandaki bir cami avlusunda 1.5 m yüksekliginde,öldürülmüs Türk - ihtiyar, erkek, kadin ve çocuk- cesetleriyle dolup tasmisti. Kadin cesetleri tecavüz izleri tasiyordu. Bazilarinin cinsel organlarina tüfek fisegi sokulmustu.” Yarbay Gryaznov, müfrezede bulunan iki Ermeni kursiyer kizi camiye çagirmis. Bu kizlar, müfrezede telefoncu olarak çalisiyorlarmis. 2 Erzurum ili, Ilica ilçe merkezi 9 Onlara Ermenilerin neler yaptiklarina iyice bakmalarini söylemis. Bu kizlarin neseyle kahkahalar atmaya baslamalari, Yarbay Gryaznov’un çok garibine gitmis. Yarbay hiddetle öfkesini ve bununla birlikte duydugu infiali onlara ifade etmis. Ermenilerin muhtemelen insan soyunun en asagilik, en vahsi irki oldugunu, hepsinin, hatta yüksek egitim görmüs kadinlarinin, kizlarinin bile yasli, muharip, ölüm dahil çok sey görmüs geçirmis bir subayin kanini donduracak bir görüntü karsisinda,neseyle nasil gülebildiklerini söylemis. Ermeni kizlar, sinirlerinin gevsemesinden dolayi güldüklerini söylemisler. Böyle bir izaha yarbay ikna olmamis. Ermenilerin Alaca’da3 yaptiklari vahseti, Alaca Lojistik Destek Komutanligi müteahhidi, 27 Subatta gördügü manzarayi bana söyle anlatti. Ermeniler canli bir Türk kadinini duvarin önünde çarmiha germisler. Gögsünü yarip kalbini çikarip basinin üstüne çivilemisler. Erzurum’da ilk büyük çapli katliam girisimi 7 Subatta basladi. Simdi söylendigine göre, topçu alayinin askerleri 270 kadar Türk’ü sokaklardan zorla toplamislar. Bunlari gasp etmisler ve niyetlerini açikça belli ederek kisla içerisindeki banyoya kilitlemisler. Ben kararli tutumumla 100 kadarini kurtardim. Simdi ögrendigime göre, bu zulmün bana bildirildigini ve kislaya gelmekte oldugumu ögrenince,digerlerini de ben gelmeden önce salmislar. Kurtulanlarin sahitliklerine göre, bu münasebetsizlige piyade birliginden geçici görevle topçu alayinda görevlendirilen Ermeni Yedeksubay Karagadayev elebasilik etmis. Onun bu olaydaki rolünü bugüne kadar hâlâ çözebilmis degilim. O gün sehrin farkli bölgelerindeki sokaklarda birkaç Türk öldürülmüstü. 12 Subat günü istasyonda silahli Ermeni gruplari 10’dan fazla silahsiz sivil Müslümani kursuna dizmisti. Bu grup, Müslümanlari kurtarmak isteyen subaylari da ölümle tehdit etmisti. Bu siralarda Tafta müstahkem mevkisinde sebepsiz yere bir Türk’ü öldüren bir Ermeni, benim emrim üzerine tutuklanmis ve hapse atilmisti. Bu siralarda Kafkasya Ordusu Baskomutani tarafindan Erzurum’da devrimden önceki duruma uygun olarak, ölüm cezasi uygulama yetkisi de bulunan bir Divan-i Harp kurulmasina müsaade edilmisti. 3 Erzurum ili, Ilica ilçesine bagli köy. 10 Ermeni subaylardan biri tutukluya onu asacaklarini söylediginde Ermeni, gücenmis bir edayla itiraz etmis, “Bir Türk için bir Ermeni’nin asildigi nerede görülmüs?” diye bagirmis. Erzurum’da, Ermeniler, Türk çarsilarini yakmaya basladilar. 17 Subatta Topçu Alayinin muharip unsurlarindan birinin konuslandigi Tepeköy’de 4 tüm Müslümanlarin kimligi belirsiz kisiler tarafindan cinsiyet ve yas ayrimi yapilmaksizin bütünüyle katledildigini ögrendim. Ayni gün Erzurum’a gelen Antranik’e5, bu olay hakkinda bilgi verdim. Suçlularin bulunmasi emri verdi. Ne sonuç alindigini su ana kadar bilmiyorum. Antranik, Rus topçu subay grubuna, asayisi ve hukuk düzenini tesis edecegine dair söz vermisti. Fakat onun sözleri,gerek kendisinin, gerekse Doktor Zavriyev’in, Güney Kafkasya Hükûmeti tarafindan bu amaçla gönderilmis olmalarina ragmen,vaatten öteye gitmemisti. Sehirdeki kargasa dinmisti. Tüm sakinlerinin ortadan kayboldugu civar köylerde sakin bir hava vardi. Ilica yakinlarinda muharebelerin meydana geldigi günlerde, sehir genelinde, hararetli bir sekilde Ermeniler Müslüman halki tutuklanmaya basladilar. Tutuklamalar, 25-26 Subatta dikkat çekici seviyedeydi. 4 Erzurum ili, Merkez ilçesine bagli köy. 5 Antranik Ozanyan, 1865’te Sebinkarahisar’da dogdu. Burada 1885 yilinda kurulan ihtilâl hareketine ilk katilanlardandir. Daha sonra Istanbul’a giderek Hinçaklarla temasa geçti ve bir Türk polis sefini öldürerek Batum’a kaçti. 16 Mayis 1895’te 40 silahli adamiyla birlikte Sasun’a geçerek, Ermeni Serop’un çetesine katildi ve 1899 yilinda Serop ölünce yerine geçti. Sasun çevresinde iki yil içerisinde birçok Müslümani katletti. Hatta Ermeni köylerine girerek Ermenilere çesitli iskenceler yapti. Ruslar Antranik’e silah ve mühimmat yardiminda bulundular. 1906 yilinda Bulgaristan’a gitti, Balkan Harbi’nde, çetesiyle Edirne, Kesan, Malkara ve Tekirdag’da Müslümanlari katletti. Birinci Dünya Savasi esnasinda Ermeniler, Kafkasya’daki gönüllü alaylariyla Rus ordusunun öncü kuvvetleri olarak harekete geçtiklerinde Selmas ve çevresindeki Ermeniler, Antranik komutasinda Ruslarla birlikte savastilar. Antranik, 2 Mart 1918’de Rus generali üniformasiyla Erzurum’a gelerek Erzurum Merkez Komutanligi görevini Albay Morel’den devraldi. Burada büyük tahribat ve katliam yaptiktan sonra Kafkasya’ya kaçti. Karabag, Zengezur ve çevresinde, Ermenileri Türklere karsi teskilâtlandirdi. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasindan sonra çetesini dagitarak 15 Mayis 1919’da Paris’e gitti. Londra, Paris ve New York’ta dolasarak Türk topraklarinda büyük Ermenistan’in kurulmasi için destek aradi. Yaptigi katliamlari Türklerin üzerine atarak, Türklerin Ermenileri katlettigi propagandasi yapti. Antranik 1927 yilinda Amerika’da öldü. Bu tarihe kadar çiftçilikle ugrasti. Sovyetler Birligi cenazesini Erivan’a kabul etmedi ve Paris’e gömüldü. Haluk Selvi; “Anadolu’dan Kafkasya’ya Bir Ermeni Çete Reisi: Antranik Ozanyan” Sekizinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri, XIX. ve XX. Yüzyillarda Türkiye ve Kafkaslar, C.I, Gnkur. ATASE Bsk.ligi Yayinlari, Ankara 2003. s. 459-473. NACI KAPTAN 16.12.2008 / DEVAM EDECEK
f

Riza Zelyut  |  18/12/2008 6:02:49 AM  |  0  |

1915 yilinda, Osmanli Devleti'nin uyguladigi Ermeni sürgünü yüzünden; bütün Türk milleti;'soykirim suçlusu' gibi gösterilmek isteniyor. Içimizdeki malum Bati emperyalizmine eklemlenmis okumus tipi de bu sömürgecilerin tezine arka çikiyor. Kendilerine liberal demokrat diyen bu ekibe, Fethullahçi tayfa da destek veriyor. Bunlar simdi, 'Biz Ermeni soykirimi yaptik, özür diliyoruz!' diye bildiri yayimlamislar; baskalarini da bu özüre ortak olmaya çagiriyorlar. Gerçekten de bir soykirim olsa, özür dileyenler kervanina ben de katilirdim. Lakin; olay; bu adamlarin göstermek istedigi gibi olmadi. MILLET-I SADIKA IDILER Ermenistan hattinin Türkler tarafindan fethi; Malazgirt savasindan daha öncesine denk düser. Hemen hemen 900 sene Ermeniler ve Türkler Anadolu'da iç içe yasadilar. Osmanli Devleti zamaninda Ermeniler saraya kadar girdiler; 19. Yüzyil'da sadrazam olan Ermeniler bile vardi. Mesrutiyet dönemlerinde de Ermenileri temsil eden milletvekilleri Meclis'te yer aldilar. Türkler; ermenilere Millet-i Sadika dedi. Bu sadik millet; Türklerle öyle iç içe yasadi ki, Türk kültürünü Türkler kadar benimsediler. Alman General Moltke 1835'te, Ermeniler için 'Bunlar Hiristiyan olmus Türkler olmali.' demek geregi duyuyordu. Çok az insan bilir; açiklayayim: Geçmiste, Türk halk ozanlarinin (asiklar/gezgin halk sairleri) etkisiyle ortaya Türkçe çalip çagiran Ermeni 'asug'lar çikti. Âsik Vartan, Civan Aga, Mecnuni gibi isimler 18. ve 19. yüzyilda kuvvetli eserler verdiler. Bunlarin siirleri; Alevi karakterli idi. Türk saray müziginin (sarkilar) yaraticilari ve icracilari arasinda Ermenilerin çok kuvvetli bir yerlerinin oldugunu herkes bilir. Atatürk; Türk Dil Kurumu'nu kurup, Türkçe'yi yabanci dillerin boyundurugundan kurtaran devrimi baslattiginda; bu isin basina da bir Ermeni olan Agop Dilaçar'i getirmisti. Peki ne oldu da böyle iç içe yasayan iki millet kanli biçakli oldu? OSMANLI'YI ÇÖKERTME PLANI Bunun cevabi çok basittir: Avrupa emperyalizmi; Osmanli devletini parçalamak için bu devletin içine milliyetçilik akimini siringa etti. Avrupalilar; kendi etnik gruplarini asimile ederken ( eritirken) Osmanli devleti içindeki etnik gruplari devlet kurmaya tesvik ettiler. Rumlar; Bulgarlar, Sirplar, Hirvatlar ve öbür kavimler Osmanli Devleti'ne karsi ayaklanip devlet haline geldiler veya devletlesme sürecine girdiler. Bu süreci Tanzimat Fermani ve Islahat Fermani adi verilen azinliklara yeni haklar getiren düzenlemeler daha kuvvetlendirdi. Hele 1877 yilindaki Osmanli-Rus savasindan sonra imzalanan Berlin Antlasmasi ile Ermenilere özel bir statü tanindi ve Batili ülkelerin Ermenilerin haklarini korumak için Osmanli Devleti'ne müdahale edebilmesi gündeme getirildi. Iste bu akim Ermenileri de siddetle etkiledi. Avrupalilar; Bati'da milliyetçi Ermenilere örgütler kurdurdular. Bunlarin en önemlileri Fransa'daki Armanikan Partisi, Isviçre'de Hinçak (Çan) Örgütü ve Tiflis'te kurulan Dasnaksutyun (Tasnak) örgütüdür. Türkiye'de ise basta Van'daki Karahaç Örgütü olmak üzere Istanbul'dan Erzurum'a ve Adana'ya kadar pekçok gizli terör örgütü kurulmustu. Bu örgütler; Osmanli devleti içinde çeteler olusturup mücadeleye basladilar. O dönemdeki belgelerde bu hareketler söyle degerlendiriliyordu: 'Hinçak' (Hintchak),'Tasnaksutyun (Tachnaktzoutioun),Ramgavar ve Ramgazmiyal Hinçak; Parekorzagon (Pare-Kourzagan), Miyasal (Miatzial) gibi isimlerle guya hayirli isler yapmak ve milli kalkinmayi saglamak ve korumak gibi görünür sebeplerle hareket eden (...) bilhassa Rus, Ingiliz ve Fransiz paralariyla satin alinmis yurtsuz, vatansiz serserilerden terekküp eden bu komitelerin, kirk-elli seneden beri yaptiklari; gerek Osmanli Devleti'ne gerek kendi hemcinslerine karsi yürüttükleri alçak ve feci saldirilardir.'
f

ÜMIT ZILELI  |  18/12/2008 5:59:54 AM  |  0  |

Imzacilar Biliyor mu?.. Aslinda yilbasinda baslatacaklardi ama gündemde yer bulunca apar topar dügmeye bastilar. Önceki gün itibariyla isbirlikçilerin basini çektigi kampanya internette imzaya açildi: - Ermeni kardeslerimden özür diliyorum!.. 1915 Ermeni tehciri sirasinda yasananlar için açilan özür kampanyasina ilk elde aralarinda ünlü akademisyen, yazar, gazeteci, politikaci ve sanatçilarin bulundugu yaklasik iki yüz kisi katildi. Imza atanlara baktim; hiç sasirmadigim, “yakisir” dedigim çok sayida “yüksek sahsiyetin” yaninda, sasirdigim, “hadi canim” tepkisi gösterdigim isimler de oldu. Sonra “demek ki” diye düsündüm, “dönüsüm böyle bir sey!..” *** Geçen hafta yazdigim “Isbirlikçinin haysiyet sorunu” baslikli yazimda, özürcü “aydinlara” seslenmis, bir dizi tarihsel gerçegi alt alta siralamis ve “Bunlari biliyor musunuz?” diye sormustum. Tam düsündügüm gibi oldu; asla yanitlayamayacaklarini bildigim bu sorular karsisinda sessiz kaldilar, tipki Ermeni diasporasi gibi!.. Bu defa imzaci arkadaslara sormak istiyorum: - Neyin altina imza attiginizi biliyor musunuz?. Imza attiginiz metinde, “1915’te Ermenilerin maruz kaldigi Büyük Felaket’e duyarsiz kalinmasini vicdanim kabul etmiyor” cümlesi mi kaleme sarilmanizi sagladi?. Pekii, asagida siralayacaklarimi imza atarken biliyor muydunuz?. - Osmanli arsivlerinde yapilan arastirmalarda 1914-15 yillari arasinda tam 518 bin Türk ve Müslüman Anadolu insaninin çocuk, kadin, yasli demeden vahsice katledildiginin belgeleriyle nüfus sayimlariyla kanitlandigini biliyor musunuz?.. - Birlesmis Milletler verilerine göre tehcir sonrasi hayatta kalan Ermeni sayisinin 1 milyon 200 bin oldugunu, Ermeni diyasporasinin pek sahiplendigi Mavi Kitap’ta bile bu rakamin 1 milyon 150 bin olarak gösterildigini, yabanci pek çok kaynaga göre Osmanli idaresinde yasayan toplam Ermeni nüfusun 1 milyon 600 bin civarinda oldugunu biliyor musunuz?.. - 1915 yilinin 11 Nisan günü Van’da Aram Manukyan liderligindeki Tasnaksutyun komitacilari tarafindan isyan baslatildigini ve 17 Mayis günü kenti Ruslara teslim ettiklerini, Amerika’da yayimlanan Goçnak isimli Ermeni gazetesinin, adeta etekleri zil çalarak, Van’da yalnizca 1500 Türk’ün sag kaldigini yazdigini biliyor musunuz?.. - Ermeni devlet adami Bagrat Artemoviç Boryan’in, iki ciltten olusan “Ermenistan, Uluslararasi Diplomasi ve SSCB” isimli kitabinda, Ermenilerin Çarlik Rusyasi ve Bati emperyalizmi tarafindan nasil kullanildigini, 1878 Berlin Konferansi ve Ant-lasmasi’nin ardindan Ermeni milliyetçiliginin ve ayaklanmalarinin nasil tesvik edildigini, Ermeni meselesinin aslinda Türkiye’nin Rusya, Fransa ve Ingiltere tarafindan paylasilmasi planlari çerçevesinde anlam kazandigini açikça yazdigini biliyor musunuz?. - Ermeni tarihçi Lalayan’in, 30 aylik “bagimsiz Tasnaksutyun iktidari” esnasinda bugünkü Ermenistan topraklarinda yasayan yüz binlerce insanin katledildigini, bu kanli süreç sonunda Ermenistan’daki Türk nüfusun yüzde 77, Kürt nüfusun yüzde 98, Yezidilerin ise yüzde 40 oraninda azaldigini olanca çiplakligiyla yazdigini biliyor musunuz?.. *** Peki, bu siraladiklarim “vicdan kanatmaya” yetmiyor mu?!.. Eger “imzaci aydin” arkadaslar, bunlari bilmeden imzalarini o metne koydularsa çok ayip!.. Insan tarihini bilmeden, neler yasandigini incelemeden, kendi ülkesini, kendi insanini suçlayan bir yalana imza atar mi?.. Bilerek imza attilarsa mesele yok; zaten bu kampanyayi hazirlayan isbirlikçilerle ayni yolda yürüyorlar demektir. Bu yaziyi da kahkahalarla okurlar artik… Ama unutmamalari gereken bir sey var: - Tarih, isbirlikçilerin utanç öyküleriyle doludur!.. e-posta: umitzileli@gmail.com ÜMIT ZILELI
f

zeynep aydinlioglu  |  12/07/2008 10:14:14 PM  |  Antalya  |

herzaman tek yüregiz doslarim. kadirilan gençlerimizi o zülümden kurtalarim . geri cahil birakilan gençlerimize yardimci olalim. yanmaza almya çalsalim. beyni yikanms geçlerimizi kurtaralim.sevgiler. siteme bu sayfanin linkini atiyorum. yolumz acik olsun.
f

ayse agaoglu  |  16/06/2008 5:07:13 PM  |  Istanbul  |

SAYIN NACI KAPLAN BUGÜN ÖGRENDIMKI ÇOK SEVGILI VE SAYGIDEGER ÖGRETMENIMIZ SN.ORHAN ÇEKIÇ'I FETTULLAHÇI ILAN ETMISSINIZ .GÖSTERDIGINIZ SEBEP HEM IÇLER ACISI HEMDE YANILTICI.ONLARIN ISTEDIGI BIZLERI BIRBIRINE DÜSÜRMEK.NE YAZIKKI SIZLERDE ONLARIN TUZAGINA DÜSMÜS BULUNUYORSUNUZ.BU ANLAMDA ADINIZA ÇOK ÜZÜLÜYORUM.AMA SUNU BILINIZKI DIL UZATTIGINIZ SAYIN ÖGRETMENIMIZI SENELERDIR DINLIYOR VE EGITIM HAYATIMIZDA BIZLERE ÖGRETILMEYENLERI KENDILERINDEN ÖGRENIYORUM.SADE BIR VATANDAS OLARAK HERZAMAN BAS TACI YAPACAGIM SN.ORHAN ÇEKIÇ TEN ALINACAK ÇOK DERSINIZ OLDUGU KANAATINDEYIM.SIZI ESEFLE KINIYORUM.
f

NACI KAPTAN  |  25/03/2008 3:37:49 PM  |  Ankara  |

AYDIN OLMANIN CEZASI VE 2008 'den,1919'a NACI KAPTAN 25.03.2008 Hapishanelerde mahkum olmak ulke aydinlarinin yazgisidir ... Onlarin kabahatleri , halki somuren , totoliter rejimlere bas kaldirmaktir. Onlarin kabahatleri , kurulan duzenin tekerine "comak sokuyor" olmalaridir. Halka , aydinligi tasiyarak , uyandiriyor olmalaridir. Emperyalizme karsi durarak ulusal bilinci diriltiyor olmalaridir. Eger gercek aydinsan, halin dumandir , Yanmissindir ! Ellerine,ayaklarina prangalar vurulur. tabutluk denilen ufacik yerlerde kistirilirsin... ya askiya alinirlar, ya tuzlu su kullanilarak dovulurler ... Munasip bir yerlerine cop sokulur, Munasip bir yerlerine elektrik verilir. Karilari , kizlari getirilerek , tecavuzle tehdit edilirler.. gercek AYDIN olmak zor istir , *** "Beni büyük arabaya aldýlar, gözümü baðladýlar; ellerime kelepçe taktýlar; arabanýn arka tarafýnda yere yatýrdýlar; üstüme de bir battaniye örttüler. Devir teslim yapýlmýþtý. Þoför gaza bastý. Gidiyoruz." "Gözlerim baðlý olduðundan arabadan inerken zorluk çektim... Önce birkaç basamak çýktýk, sonra içerde merdivenleri týrmandýk, ardýndan bir koridor geçtik. Bir odaya aldýlar. Gözlerimi açtýlar. Protokol uygulanmaya baþlandý... Berber makineyi vurdu saçlarýma; sýfýr numara gidiyor... Týraþ bitti. 'Yataða yat!' Yattýk. 'Uzat ellerini, ayaklarýný!' Bir de zincire vurdular." Ilhan Selcuk - Ziverbey Köþkü kitabýndan Aydin olmak cok zordur, Yasi SEKSENI gecmis olsa da , gecenin en karanlik zamaninda tutuklanirlar. Ellerine,ayaklarina prangalar vurulur. Munasip yerlerine elektrik verilir .... Kenar ,koselerde olan masum gorunuslu, Agacli bahcelerdeki kosklere goturulurler. Tarih , aydinlarin trajedilerini boyle yazar !... gazeteci Yalçýn BAYER 23.03.2008 tarihinde Hurriyet'te yazdigi "Milli ve vicdani ses" baslikli yazisinda AYDIN olmanin acisini soyle anlatiyor ; "HÜSEYÝN Cahit Yalçýn, Serveti Fünun dönemi yazarlarýndan politikacý ve gazeteci... Döneminin ünlü bir ismi. Meþrutiyet'in ilanýndan (1908) sonra Tanin Gazetesi'ni çýkardý, Ýstanbul milletvekili iken Ýngilizler tarafýndan Malta Adasý'na sürgün edildi; daha sonra Çorum'a gönderildi. 1957'de ölümüne kadar Ulus ve Yeni Ulus'ta (Eski Baþbakan Nihat Erim'in) gazetelerinin baþyazarlýðýnda bulundu. Her zaman 'sert kalemiyle' yazdýðý polemik ve eleþtirileriyle gündem oluþturdu. Ýttihat ve Terakki'yi de eleþtirdi, Demokrat Parti'yi de... Anlatacaðýmýz siyaset anýsý; 2 Mayýs 1954'te, yani DP'nin % 54.6 oyla ikinci kez iktidar olmasýndan hemen sonraya rastlýyor. Hüseyin Cahit Yalçýn 80 yaþýnda... DP'nin uygulamalarýna karþý 'Yeni Ulus'ta aðýr eleþtiriler yapýyor. Ýktidar bunalýyor. Ýstanbul Baþsavcýsý'nýn emri üzerine Baþbakan Menderes, Dýþiþleri Bakaný Fuat Köprülü ve Devlet Bakaný Celal Yardýmcý'yla ilgili yazýlarýna yönelik 'neþriyat suçu'ndan dava açýlýyor. Ýlgili yazýlarda Yardýmcý'nýn Aðrý'da dini siyasete alet eden konuþmalar yaptýðýný; Köprülü'nün Mýsýr Sefiri Hulusi Fuat Tugay'a karþý önyargýlý davranarak kendisini rencide ettiðini yazýyor. Bunlar iddianamede yer alan konular. 60 YILLIK YAZAR 1954 Eylül'ünde 'hükümetin manevi þahsiyetini tahkir'den 26 ay, 20 gün hapse mahkûm oluyor Ýstanbul'da... Yalçýn savunmalarýnda, "Gazetecilik göreviyle hükümeti ikaz ediyorum. Baþkalarýna hakaret ettiðim varit deðildir. Onlar (DP) bizim partimizin baþkanýna uluorta hücum isnatlarda bulunmuþtur. Ben sadece bunlara cevap verdim ve Baþbakan'ýn bu hadiseler karþýsýndaki durumuna iþaret ettim. 60 yýldan beri yazý yazan, kalemi elinden düþürmeyen bir insaným. Yazýlarýmdaki hakaret unsurunun ne þekilde teþekkül edeceðini çok iyi bilirim. Bu yazýlarýmýn hepsi de memleketini seven bir insanýn milli ve vicdani sesidir." H.Cahit Yalçýn'ýn yargýlanmasý, siyasetin gündemine oturuyor; DP ve CHP iliþkileri iyice geriliyor. Karardan sonra savcýnýn emri üzerine hemen cezaevine yollanýyor. Evine gelenlere, çamaþýrlarýný ve kitaplarýný alarak "Hay hay cezaevine gidelim" diyor. Aralýk ayýnda CHP Genel Baþkaný Ýsmet Ýnönü, Üsküdar Cezaevi'nde Yalçýn'ý ziyaret ediyor. Daha sonra Genel Sekreter Kasým Gülek'in baþkanlýðýndaki heyetin Yalçýn'ý ziyareti sýrasýnda 'nümayiþ' yapan CHP'lileri, atlý polisler daðýtýyor. Meclis Baþkan Yardýmcýsý Sýrrý Atalay'ýn karþý caddeye geçme isteði dahi polis tarafýnda engelleniyor. 1955 yýlýna girilirken Cumhurbaþkaný Celal Bayar, Hüseyin Cahit Yalçýn'ý saðlýk durumundan ötürü affediyor. CUMHURÝYET'ten Ali Sirmen köþesinde yazýyor: 12 Mart 1971 döneminde, Ýlhan Selçuk, Ziverbey Köþkü'nde iþkence altýnda alýnmýþ ifadesinin Selimiye'deki askeri mahkemede olduðu gibi zapta geçirilmesini istiyor. Daha sonra, yazýlý olan bu ifadesinin okunmasýný istiyor. Selçuk, "Þimdi lütfen her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harflerini alt alta okutur musunuz?" diyor. Duruþma yargýcý bu talebi yerine getiriyor. Her cümlenin sondan ikinci kelimesinin ilk harfleri alt alta okunduðunda ortaya þu ifadeler çýkýyordu: - Ýþkence altýndayým. - Zincire vuruluyorum. - Ölüm tehdidi var. - Bu yazý zorla yazdýr... - Ýþkence, zulüm var - Ölüm var. - Baský altýndayým. Türk dilinin ustasý, iþkence altýndayken akrostiþ yapmýþtý. Ýlhan Selçuk, birkaç ay sonra 'Madanoðlu Davasý' olarak bilinen davadan, 'Mahkemenin tam bir vicdani hukuki kanaatiyle ve oybirliðiyle' beraat edecekti. Hayat devam ediyor." *** Turkiye yavas yavas hem din hem de polis Devletine donusmektedir. Turkiye , kuresel aga'larin istedikleri gibi yeniden sekillendirilmeye calisiliyor. Kuresel agalar , uluslararasi anlasmalarla , dayatmis olduklari somuru duzenini saglama aliyor. Al Gulum ver Gulum oynaniyor. Va olan guc , tarikatci , cemaatci dedelerinin intikamlarini Laik Cumhuriyet rejiminden aliyorlar. Senelerdir Ataturk'e sütre gerisinden atis yapanlar, artik daha cesaretli. Agizlarina geleni soyluyorlar ! Egitim ve bilim aydinligini kaybetti. cemaatci,tarikatci din ogretmenleri Egitim bakanligina egemen oldular, Ýl-ilce egitim mudurlukleri artik onlarin. Turkiye hizla karanliga donusturuluyor... Sakallý CELAL der ki ; 'Kalkýn ey ehl-i vatan' dediler Hep ayaða kalktýk Bir de baktýk yerimize oturmuþlar Biz ayakta kaldýk. .......................................... Simdi gelin de Inglizler'in ýstanbul'u isgalinde , Ulusal direnc gosterecek Milli birlik ve dayanismayi uyandiracak , emperyalizme karsi halk birlik ve direnisini orgutleyecek olan , 1900'larin aydinlarinin nasil ve neden tutuklandigini , tutuklananlarin gemilerle Ingiltere'nin kontrolunda olan Malta Adasina surgun anilarini , gidenlerin kimliklerini hep birlikte okuyalim. "Osmanlý 1.Dünya Savaþý yenilgisinden sonra imzalanan Mondros silah býrakýþmasý gereði Ýstanbul'u iþgal eden Ýngilizler, teslim olmaya karþý koymasý olasýlýðý bulunan Türkler'i toplayarak, egemen olduklarý Malta Adasý'na sürgüne yolladýlar. Mart 1919'dan sonra 1,5 yýl içinde Malta'ya, toplam 144 kiþi sürüldü. Sürülenlerin bir bölümü, yazar ve gazeteci idi. Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Hüseyin Cahit (Yalçýn), Ebüzziyazade Velit, Ahmet Emin (Yalman) sürülenler arasýndaydý. Fethi (Okyar), yarbay Ali (Çetinkaya), Abdülhalik (Renda), Ali Ýhsan Paþa (Sabis) diðer sürgünler arasýndaydý,listede Mustafa Kemal de vardi " Unutmayalim ki tarih en buyuk ogretmendir. Bu gunun olaylarinin , gerekceleri ve sonuclari, tarihin ogretici sayfalarinda saklidir.
f

Ya gizli anlasma metni dogruys  |  25/03/2008 3:31:03 PM  |  Ankara  |

Istanbul Cumhuriyet Bassavcisi Aykut Cengiz Engin, “Ergenekon adi verilen sorusturma kapsaminda yapilan operasyon ve islemlerin, kamuoyu gündeminde yer alan diger davalarla hiçbir iliskisi bulunmadigini” bildirdi. Bildirdi ama açiklamanin yapildigi anda bayilerde olan gazetelerde, AKP’yi kapatma davasi ile Ergenekon arasinda baglanti kuruluyordu. Zaman gazetesinde derlenen Taraf ve Star gazetelerinin haberlerine göre iddianamenin Abdullah Gül ile ilgili bölümü Yargiçlar ve Savcilar Birligi tarafindan hazirlanip Dogu Perinçek’e verildi. Iddiaya göre “Yarsav Baskani Eminagaoglu, AKP’nin kapatilmasina yönelik iddianame çalismalarini, Ergenekon operasyonu kapsaminda daha önce tutuklanan Ergün Poyraz, Jandarma Istihbarat eski Baskani Levent Ersöz ve IP Avukati Nusret Senem ile birlikte yürüttü.” Star’in haberine göre, Ilhan Selçuk, AKP’ye yönelik kapatma davasini bizzat yönetti! Istanbul Cumhuriyet Bassavcisi Aykut Cengiz Engin, iste bu haberleri yalanliyor. Peki bu haberler yalansa, söz konusu gazeteler, AKP’ye kapatma davasi açan Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi’ni yalan haberlerle baski altina almaya çalismis olmuyor mu? Gerçi Star, Taraf ve Yeni Safak hakkinda yayin yasagina uymadiklari için sorusturma baslatildigi da bildirildi ama bu kadar uydurma kamuoyuna pompalandiktan sonra ne kiymeti var? * * * Istanbul Barosu eski Baskani Avukat Turgut Kazan ise Ilhan Selçuk’un gece yarisi evinden gözaltina alinmasinin, CMK’nin, ifadeye çagirma, zorla getirme / yakalama ve aramaya iliskin 145, 146, 98, 116 ve 118. maddelerine aykiri oldugu, toplumda büyük korku ve dehsete yol açtigi gerekçesiyle Cumhuriyet Savcisi Zekeriya Öz hakkinda sorusturma açilmasini istedi. Kazan, Adalet Bakani’na gönderdigi dilekçesinde “Sorusturmanin 8 aydir ucu açik tutulmasi ve toplumsal olaylara denk dalga operasyonlara basvurulmasi, bu yönüyle makul sürenin asilmasi ve adil yargilanma hakkinin yaralanmasi bir yana, 160/2. madde uyarinca süphelinin haklarini korumakla yükümlü oldugunu unutan ve temel kurallara aykiri davranan, özel yetkili Cumhuriyet Savcisi Zekeriya Öz hakkinda, 2802 sayili yasanin 82. maddesi uyarinca, sorusturma açilmasi gerektigini düsünüyorum. Yasal güvencelerin (halen) geçerli oldugu inancini tekrar canlandirabilmenin ve yaratilan korkuyu dagitabilmenin baska yolu kalmadigini belirtiyor, durumu takdirlerinize sunuyorum” dedi. Daha önce de gazeteci Güler Kömürcü, gazeteci Vedat Yenerer, Avukat Kemal Kerinçsiz de ayni yöntemlerle evlerinden alinmisti. Ilhan Selçuk gözaltina alinmasaydi, onlara uygulanan gözalti isleminin hukuka uygun olmadigi bizden baska kimsenin aklina bile gelmeyecekti. * * * Bu arada, IP Genel Baskani Dogu Perinçek’in “Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak ve devlete ait gizli belgeleri temin edip elinde bulundurmak” suçlarindan tutuklandigi bildirildi. Bu bilgi, kamuoyunu tatmin etmemistir. Anilan gizli belgeler nedir? Her ikisi de Disisleri Bakani iken Powel-Gül arasindaki gizli anlasma metni ise bu belgeyi Türkiye’de bilmeyen yoktur! Internet vasitasiyla yayilmistir. Burada vahim olan bu belgeyi elinde bulundurmak degil, belgenin kendisidir. Sayet bu gizli anlasma metni dogruysa, ne olacak? Birçok defa yayinlanmis olan belgenin içerigi neredeyse Sevr ile ayni! * * * Bir de 30 yila yakin gazetecilik tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki son yillarda Aydinlik’ta ve Ulusal Kanal’da yayinlanan haberlerin hemen hemen tamami açik kaynaklardan elde edilen bilgilerin analizinden ibarettir. “Peki neden ayni analizleri baskasi yapamiyor ve ayni bilgileri baskasi yayinlamiyor” denilebilir. Bu bir birikim ve cesaret meselesidir! Sonuçta böyle tutuklanmak da var! Bu riskleri göze almak gerekiyor! Dogu Perinçek, Ferit Ilsever, Serhan Bolluk ve Adnan Akfirat’in yaptigi is analizden ibarettir. Bu da suç degildir!
f

Isçi Partisi Genel Sekreteri A  |  25/03/2008 3:29:34 PM  |  Ankara  |

• Isçi Partisi hakkinda yalan makinesi hareket geçirilmistir. • Biz bu tertipleri daha önce de yasadik. Tertipçiler mahkum edildiler. • Tertip bosa çikarilacak, sorumlular hesap verecektir. Isçi Partisi Genel Sekreteri Av. Nusret Senem bugün (24 Mart 2008) IP Istanbul Il Merkezi’nde bir basin toplantisi düzenleyerek Ergenekon tertibinin, basta Isçi Partisi olmak üzere ulusal güçleri ve Türk Silahli Kuvvetleri’ni hedef aldigini belirtti. Senem sunlari söyledi: Genel Baskanimiz Dogu Perinçek, Ulusal Kanal Genel Yayin Yönetmeni ve Isçi Partisi Genel Baskan Yardimcisi Ferit Ilsever, Isçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi gazeteci yazar Adnan Akfirat, Aydinlik Gazetesi Yayin Genel Yönetmeni Serhan Bolluk’un tutuklanmasi, Cumhuriyet Gazetesi basyazari Ilhan Selçuk ve Istanbul Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroglu saglik ve yaslilik durumlari gözetilip tutuksuz yargilanmalarina karar verilmesi ve kendilerinin yurtdisina çikmalarinin yasaklanmasiyla Ergenekon tertibi yeni bir boyut kazandi. Tutuklanma gerekçeleri sözde Ergenekon örgütünün üyesi olduklari ve devlete ait gizli belgeleri bulundurduklari iddiasidir. Bu iddialar kesinlikle gerçek disidir. Bir tertibin ürünüdür. Bu tertiple hedef alinan basta Isçi Partisi olmak üzere ulusal güçler ve TSK’dir. AKP kapatma davasinin rövansi alinmak istenmektedir. Nitekim bugünkü (24.03.2008) Star ve Taraf gazetelerinde bu amaç açikça ilan edilmektedir. Yalan makinesi harekete geçirilmistir. Taraf Gazetesinde “isçi Partisi Genel Merkezinde Bassavci hazirladigi iddianamede Cumhurbaskani Gül ile ilgili suçlamanin kelimesi kelimesine ayni oldugu bir metin bulundu” deniliyor. “ AKP aleyhine Anayasa mahkemesinde açilan kapatma davasina iliskin iddianamenin bir bölümünün çiktigi” iddia ediliyor. Tertibin araci olan Emniyet içindeki Fethullahçi Gladyonun servis ettigi bu haber tümüyle yalandir. Sözü edilen metin AKP Iddianamesinin tarafimizdan aynen alintilanmis ve operasyon sirasinda baskiya giren Aydinlik Dergisi’nin son sayisinda yayinlanmistir. Metnin altinda da “Ara basliklar disinda tüm metin iddianameden aynen alinmistir” açiklamasi yer almaktadir. Görüldügü gibi tertibi düzenleyen ve daha sorgular baslamadan basina servis yapan Fethullahçi Gladyo’nun marifeti bu kadar ahmakçadir. Yine bugünkü Taraf Gazetesinde ”Yargitay’i Vuracaklardi” manseti altinda Isçi Partisi’nde yapilan Ergenekon aramasinda el konan CD’lerden birinde Yargitay binasinin ayrintili krokisi çikti. Polis ve güvenlik görevlilerinin bulundugu alanlarin da isaretlendigi krokinin suikast için hazirlanmis olabilecegi kuskusu uyandi” denilmistir. Star gazetesinde de yer verilen bu uydurma haberde kah “Ankara’daki Genel Merkez binasinda”, kah “ Istanbul’da Adnan Akfirat’in evinde ona ait belgelerin içinden çiktigi belirtilen böyle bir CD bulunmus degildir. Yapilan aramalar tutanaga baglanmistir. Bu tutanaklarda böyle bir belge yoktur. Taraf gazetesinde yayinlanan ve 13 Mart 2008 günü 0312 425 99 76 numarali fakstan geçtigi üzerindeki numaralardan anlasilan bu imzasiz, uydurulmus belge bize ait degildir. Telefon numarasi da bize ait degildir. Tertipçi merkezler tarafindan imal edildigi arama tutanaklarinda yer almamasiyla da sabittir. Bütün bu tertipler ve basina yapilan gerçege aykiri servislerin amaci bellidir : Kapatilma tehdidi ile karsi karsiya bulunan ve mesruiyetini yitirdigi Yargitay Bassavciligi iddianamesiyle de saptanan AKP iktidari telas içindedir. ABD ve AB’nin daha önce açikladigimiz talimatlariyla Emniyet kuvvetleri ve yargi içinde yuvalandirdigi yasadisi güçlerini harekete geçirmistir. Bu tertibi önceden gördük. Partimize yönelik operasyondan 10 gün önce 11 Mart 2008 tarihinde Hakimler ve Savcilar Yüksek Kurulu Baskanligi’na basvurarak, Partimizi ve Türk Silahli Kuvvetleri’ni bir suç örgütü göstermek hedefiyle yürütülen psikolojik harekata dikkat çekilmis, Istanbul Cumhuriyet Savci Yardimcisi Zekeriya Öz’ün suç ve suçlu imal etme girisimi içinde oldugunu, görevini kötüye kullandigini belirtmistik. Halen Adalet Bakanligi Ceza Isleri Genel Müdürlügünce incelenmekte olan basvurumuzun hemen arkasindan tertip baslatilmistir. Biz bu tür tertipleri daha önce de yasadik. 30 Temmuz 1997 tarihinde Sami Demirkiran adli bir PKK itirafçisi kullanilarak, Ankara DGM Bassavciligi’na bir dilekçe ile basvuruldu ve Dogu Perinçek’in “PKK’nin ikinci gizli lideri” oldugu yalani üretildi. Dayanak olarak da PKK mühürlerini tasiyan “Garzan Eyaleti Karargah Komutanligi” ve “ERNK Mar. Bölge Temsilciligi” imzali iki adet mektup ortaya çikarildi. Bu tertiple tutuklanan Dogu Perinçek bir süre tutuklu kaldiktan sonra Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince yaptirilan bilirkisi incelemesinde el yazili bu iki mektubun tertipte kullanilan Sami Demirkiran tarafindan yazildigi ve mektuplar altindaki mühürlerin patatesle imal edilmis sahte mühürler oldugu saptandi. Dogu Perinçek Haymana Cezaevi’nde 8 ay tutuklu kaldiktan sonra hakkinda beraat karari verilerek özür dilendi. Sahte belge düzenleyerek iftira ve hakarette bulunan Sami Demirkiran hakkinda kamu davasi açildi. Sami Demirkiran, suçunu itiraf ederek söz konusu sahte belgeleri dönemin basbakani Tansu Çiller’in genel baskani oldugu DYP Genel Merkezi’nde düzenledigini itiraf etti ve mahkum edildi. Iste bugün yasamak da oldugumuz da benzeri bir tertiptir. Daha da vahimi bu tertip Isçi Partisi ve diger ulusal güçlerin yani sira Türk Silahli Kuvvetleri’ni hedef almaktadir. Sorusturma sirasinda yöneltilen sorular da bunu açikça göstermektedir. Dogu Perinçek ve Isçi Partisi’nin 40 yillik geçmisi ABD’nin ülkemize yerlestirdigi Kontrgerilla’yla, Susurluk çeteleriyle, gladyo yapilanmalariyla mücadele; bunlarin cinayet ve provokasyonlarini açiga çikardigi örneklerle doludur. Emperyalizmin, Ermeni soykirimi yalanina karsi mücadelenin bayragi olan ve milletin “Lozan Kahramani” olarak adlandirdigi Dogu Perinçek ve Isçi Partisi’nin diger önderlerini Isviçre, Fransa, Almanya mahkemeleri tutuklayamamis, ama ABD ve AKP’nin dayatmasiyla Türkiye’de tutuklanabilmislerdir. Bu, tehlikenin boyutlarini göstermektedir. Milletimizle birlikte bu tertip bosa çikarilacak, sorumlular hesap verecektir.
f
Önceki Liste Diğer Sayfalar :1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7Birsonraki Sayfa..
 

 
  Online: 1 Sayfa Gösterimi: 80382   İp:  


Siteyi Sık Kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfam Yap | Bannerini Sitenize Eklemek İçin Tıklayın

En iyi gösterim için önerdiğimiz ekran çözünürlüğü: 1024x768 piksel